PROMISING YOUNG WOMAN – İNCELEME

Filme dair spoiler (sürprizbozan) içerir.

Çok öfkeli film. Kesinlikle çok öfkeli, tekinsiz, zekice. Emerald Fennell’in yönettiği, Carey Mulligan’ın başrolünü oynadığı Promising Young Woman, her tarafıyla bir kadın filmi. Öfkeli kadınların erkeklerden ve ataerkil düzenden aldığı fanteziyle dolu intikam. İçinde barındırdığı eğlence, filmin öfkesiyle birleşince ortaya çok özgün, bambaşka bir yapım çıkıyor ve Emerald Fennell yılın en iyi işlerinden birisine imzasını atıyor.

Carey Mulligan’ın hayat verdiği Cassandra karakteri, travmalı geçmişinde yaşadıkları sebebiyle tıp fakültesinden atıldıktan sonra bir kahve dükkanında barista olarak çalışan, hayattan beklentisi olmayan ve travmatik geçmişinin gölgesinde geceleri bambaşka bir kimliğe bürünen bir kadın. Tıp fakültesinde birlikte okuduğu ve çocukluğundan beri tanıdığı en yakın arkadaşının bir partide sarhoşken bir grup erkek tarafından tecavüz edilmesinin ardından yaşadıklarını kaldıramayıp intihar edişi Cassandra için alınması gereken bir intikam. Tecavüz, okuldaki yöneticiler dahil kimsenin kabul etmediği bir paranoyaymış gibi kabul görmüş, bu yüzden de Cassandra için intikam almaktan başka çare kalmamış. Geceleri sarhoş taklidi yaparak kendisine sarkıntılık eden erkeklere unutulmayacak anlar yaşatan Cassie’nin hayatı, “diğerlerine benzemediğini” düşündüğü yeni erkek arkadaşı Ryan (Bo Burnham) filme dahil olduktan sonra tamamen değişiyor. Erkeklere karşı olan öfkeli tavrı, Ryan’ın farklı hissettirmesiyle filmin ortalarında yumuşuyor ve Cassandra yeniden hayata ve romantizme karşı umut beslemeye başlıyor.

Film eğer böyle devam etseydi, ortalamanın çok altında olacaktı. Çünkü yarattığı tüm ataerkil karşıtı ideolojisini kendi üzerine yıkmış olacaktı. Yeniden umut besleyen, yelkenleri suya indiren bir kadın, mutlu bir ilişki ve harika son… Ama hayır. Emerald Fennell, gerçekte ne olduğunun çok farkında. Böyle mutlu sonların gerçek hayatta var olmadığının da fazlasıyla farkında. Hayır: Ryan da diğer erkeklerden farklı değil… Cassandra’nın tecavüz olayının yaşandığı sıralarda onlara inanmayan başka bir ‘kadın’dan öğrendiklerinin ışığında görüyoruz ki, Ryan da tecavüz anında bizzat olaya şahitlik eden ve duruma ses çıkarmayan insanlardan birisi. Yüzleşme anında, Ryan karakterinin “Ama ben hiçbir şey yapmadım, gülmedim ya da desteklemedim” minvalindeki savunması da bizlere fazlasıyla tanıdık. Cassandra’nın öğrendiği gerçeklerin ardında yerle bir olan duygu dünyası, onu sonunun çok bariz olduğu ‘son’ bir intikam yolculuğuna çıkarıyor. Tecavüzün baş aktörünün evlendiğini ve bekarlığa veda gecesi düzenleyeceğini öğrenen Cassandra, bir striptizci kılığında partiye katılıyor ve baş kötüden intikamını almaktan başka bir şey düşünmüyor.

Ama hayır, hayat yine filmlerdeki kadar güzel değil. Cassandra, öldürülüyor. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde. Önce boğuluyor, kabul edemiyoruz. Nasıl olur, kesin rol yapıyor, diyoruz. Sonra yakılıyor. Hala kabullenemiyoruz. Sonra polis araştırması başlıyor… Gerçekten ölmüş. Hiç de filmlerdeki gibi bir son değil, gerçek bir son. Bu yüzden de çok çok iyi bir son. Mutlu son, içimizi soğutmayacaktı çünkü.

Çünkü kadın cinayetleri gerçek, kadınlar yakılıyor, kadınlar boğuluyor, kadınlar öldürülüyor. Erkekler tarafından. Üstelik çoğu da meşru müdafaa olarak görülüyor. Promising Young Woman, eğlenceli anlatım tarzının arkasına işte bunları sığdırıyor. Sıradan bir intikam filmini, öfke dolu bir cinayet öyküsü haline hiç de zorlanmadan çeviriyor. Çünkü gerçek hayatta da olan aynen bu. Promising Young Woman, Carey Mulligan’ın çok çok iyi oyunculuğuyla birlikte çıtayı çok yükseklere koyan öfkeli bir kadının filmi. İzlemesi bazen eğlenceli, bazen sinir bozucu, çoğu zaman da öfke dolu.

Puan
  • 8.5/10
    Yönetmenlik - 8.5/10
  • 9/10
    Senaryo - 9/10
  • 9/10
    Kurgu - 9/10
  • 10/10
    Oyunculuklar - 10/10
  • 8/10
    Sinematografi - 8/10
8.9/10

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir