The Other Lamb, Es Gilt das Gesprochene Wort & Baumbacher Syndrome – Mini İnceleme Serisi 3

The Other Lamb – Malgorzata Szumowska

The Other Lamb, festival gerilim/korku filmlerinde sıkça rastladığımız ana temaya sahip: Tarikatlar ve inanç gerilimi. Yönetmen Malgorzata Szumowska, İsa’ya benzeyen liderleri haricinde tamamı kadınlardan oluşan ve ormanları mesken edinmiş, motivasyonunun ne olduğu tam belli olmayan bir tarikatın etrafında dönen klişe bir gerilim öyküsünün arkasındaki isim. Renk paletiyle, sinematografisiyle ve yarattığı atmosferle bir gerilim filmi için teknik anlamda çok başarılı bir iş ortaya çıkarılmış olsa da, içerik anlamında aynısını söylemek çok güç. Film bize daha önce görmediğimiz hiçbir şey sunmamanın yanında, daha önce çokça gördüğümüz şeyleri de orijinal bir anlatımla birleştirmeden klişelerin içerisine gömülmüş bir şekilde anlatıyor. Temelde bir kadın öyküsünü (kadın olmanın öyküsünü) ele alan film metaforları, diyalogları ve alt metinleri öylesine “kör göze parmak” biçimde anlatılıyor ki, festival gerilimlerinin temel motivasyonu olan bu unsurlar da klişelerden sıyrılamayınca film bittiğinde geriye düşünecek hiçbir şey kalmıyor. Güzel görüntülerin eşlik ettiği sıradan bir filmden öteye geçmiyor ne yazık ki The Other Lamb. Öncüllerinin (The Vvitch, Midsommar) yarattığı yüksek beklentinin altında eziliyor, ve belki de kayboluyor…

5.5/10

Es Gilt das Gesprochene Wort – İlker Çatak

Şahsi fikrimce, 2020 yılının en iyi filmi. İzlediğim ilk günden itibaren diyaloglarıyla, anlatımıyla ve kurgusuyla sıkça aklıma gelen, üzerinde düşündürten ve keyifli anlar yaşatan Türkçe adıyla Söz Senettir, Türkiye’den Almanya’ya uzanan bir göçmenlik öyküsünün yanında, çok da iyi bir romantik film. Bu filminin ardından takip listeme eklediğim genç yönetmen İlker Çatak’ın ikinci uzun metraj filmi olan Söz Senettir, 3 ana parçadan oluşan hikaye kurgusuyla bir filmden çok, bir roman gibi hissettiriyor ve öyküsünü de bu şekilde anlatıyor. 2 saatlik filmin içerisine sığan ve hiç de sırıtmadan, üstüne de yeterince irdelenen o kadar çok dert var ki, film yarattığı karakterler ve onlara yüklediği anlamlarla senaryo anlamında çok çok iyi bir iş çıkarıyor. Baran ve Marion’un fazlasıyla eğlenceli, dramatik, romantik ve travmatik ilişkisini başlangıcından sonuna kadar hiçbir abartıya kaçmadan anlatan İlker Çatak, klişelerden tamamen uzak ters köşe finaliyle de film bittikten sonra bile filmin sancılarını izleyicinin kafasında sürdürmeye devam ediyor. Söz Senettir, barındığı dramatik unsurlarla (göçmen problemi, ırkçılık, Türkiye’de alt sınıf olmak, kadın-erkek ilişkileri ve Alman bürokrasisi) üzerinde çok fazla düşündüren bir film. Oğulcan Arman Uslu da canlandırdığı Baran karakterinde gösterdiği üstün oyunculuk performansıyla gelecek yıllarda adından sıkça söz ettirecek potansiyelde genç bir oyuncu.

Kitap gibi film.

9/10.

Baumbacher Syndrome – Gregory Kirchoff

İzlemesi çok eğlenceli, tam anlamıyla bir Alman filmi. Bir sabah uyandığında fazlasıyla marjinal bir sese kavuşan ünlü talk-şovcu Max Baumbacher’in başından geçen trajikomik olayları anlatan Baumbacher Sendromu, bittiğinde izleyici üzerinde bıraktığı etkisi neredeyse sıfır olsa da izlerken bir an için olsun sıkmayan, şahane yazılmış diyaloglara sahip iyi bir kara mizah örneği. Türk oyuncu Elit İşcan da başarılı bir performansla başrollerden birisini canlandırıyor. Modern dünyada medyanın toplum üzerinde kurduğu baskıya da sık sık eleştiriler getiren film başından sonuna kadar eğlenceli dakikalar yaşatıyor izleyiciye.

7/10.

Puan
  • 5.5/10
    The Other Lamb - 5.5/10
  • 9/10
    Es Gilt das Gesprochene Wort - 9/10
  • 7/10
    Baumbacher Syndrome - 7/10
7.2/10

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir