İçeriğe geç →

THE MATRIX RESURRECTIONS – İNCELEME

Matrix benim için bambaşkadır. Elbette ilk çıktığı yıllarda Matrix ile tanışan herkes için Matrix bambaşkadır, ancak benim tüm çocukluğumun neredeyse tamamını Matrix oluşturur. Her Pazar günü bıkmadan usanmadan, pazar alışverişini yaptıktan sonra ağabeyimle birlikte oturup Matrix’i yeniden izlerdik. Öyle ki, yüzlerce kez izleyişimizin ardından artık her sahnesini ezbere bilir hale geldiğimden, VCD’ye taktığımız Matrix CD’si deforme olduğundan meşhur lobi sahnesi artık izlenemez hale gelse bile zihnim o sahneleri kendiliğinden tamamlayabiliyordu. Dolayısıyla Matrix ve devam filmleri olan Matrix Reloaded ile Matrix Revolutions, benim belki de sinemayı bu kadar sevmemin yegane sebebidir.

Tüm bu sevgime karşın, yaklaşık 6-7 yıldır süregelen Matrix 4 dedikoduları beni heyecanlandırmak yerine ürkütüyordu. Çünkü Matrix tamamen bitmiş bir evrendi ve ben ‘reboot’lar konusunda hiç de romantik yaklaşabilen bir izleyici değildim. Gelgelelim dedikodular gerçek oldu ve 2 yıl önce Matrix 4 resmen duyuruldu. Üstelik tüm kadronun (yapım ekibi de dahil) neredeyse tamamen geri döneceği haberleri de peşi sıra medyada yer almaya başlamıştı. Ancak önemli bir eksik vardı ki, o da Lilly Wachowski’ydi. 3 Matrix filmini de iki kardeş olarak yazıp çeken Wachowski kardeşler, bu yeni Matrix’te bir araya gelmiyorlardı. Lana Wachowski, daha önce Cloud Atlas’ta da birlikte çalıştıkları Aleksandar Hemon ve David Mitchell ile birlikte bu yeni filmin senaryosunu yazarken, yönetmenliğini de tek başına yapıyordu. Bu kesinlikle iyi bir haber değildi ve Matrix 4’ün gerçekten istedikleri için yapılmadığının da bariz bir işaretiydi.

Matrix Resurrections-Türkçe Altyazılı Resmi Fragman 2 - YouTube

Neyse, bu duyuruların ardından araya pandemi girdi ve Matrix’in çekimleri askıya alındı, dolayısıyla da vizyon tarihinde önemli bir ötelemeye gitti. Bu yapım sürecinin peyderpey uzamasıyla birlikte, hayran kitlesinin de filmden beklentisi gitgide artıyor; fan teorileri bütün sosyal medyayı domine ediyor ve yayınlanan her fotoğraf/video/haberde yeni baştan üzerinde yazılıp çiziliyordu. Matrix 4’ten beklenti öylesine büyüktü ve büyümeye devam ediyordu ki, yeni filmin ne yaparsa yapsın bu beklentinin altında kalacağı aşikardı. Çünkü insanlar sonsuz ihtimalin, hayallerindeki gibi gerçekleşeceği, tüm fan teorilerinin doğrulanacağını umduğu, ama aynı zamanda da eski üç filmin bıraktığı yerden birebir tüm atmosferin, karakterlerin, olayların ve ‘lore’un korunacağı bir film olarak düşünüyordu Matrix 4’ü. Bitişinin üzerinden 18 yıl geçmişti ve bu 18 yıl içerisinde o kadar fazla fan teorisiyle hikayenin izleyiciye bırakılan parçaları tekrar tekrar doldurulmuştu ki, insanlar adeta Matrix’i bir kenara koyup kendi yarattıkları gerçeklere inanmaya başlamıştı. Öyle ki, internette geçen Matrix hikayesini özetleyen yazılar, videolar neredeyse tamamen filmin sınırlarını aşarak fanların büyük kısmı tarafından ‘doğru’ olarak kabul edilen fantezilerle doldurulmuştu. Yani Matrix artık Wachowski’lerin bıraktığı yerden devam edemezdi, ancak fanlar bunu idrak edemiyordu.

Ancak Lana Wachowski, gördüğümüz kadarıyla bunun tamemen farkına varmış ki, kendi elleriyle yaratıp büyüttükleri Matrix efsanesini yine kendi elleriyle paramparça ederek aslında sinema tarihinde eşine az rastlanır bir yıkılışı bizlere gösteriyor. The Matrix Resurrections, baştan aşağı bir yok ediş, parçalayış ve bitmiş olan bu hikayenin bitişine dair çok iddialı bir öz eleştiri.

Wachowski’lerin, sinemanın ve televizyonun evrildiği çevrimiçi yayın dünyasına ayak uyduramadıkları aşikar. Netflix için oldukça iddialı ve hevesli bir giriş yaptıkları yapımları Sense8, yüksek bütçe isterleri ve kısıtlı izleyici kitlesine hitap etmesi sebebiyle iptal edilmişti. Çünkü Sense8, Wachowski’lerin eskisiyle yenisini bir araya getiren, onların sinema dilini baştan sona kullanan ancak bu yüzden de herkese hitap etmeyen bir hikayeyle Netflix gibi tüketim canavarı bir platformda tutunmaları mümkün değildi. Zaten dizilerinin iptal oluşunun hemen ardından da Matrix 4 haberleri gelmeye başlamıştı. İşte Lana Wachowski de, filminde de sinemanın duvarlarını yıkarak açık açık dediği gibi, bu filmi ya kendisi çekecekti, ya da haklarını kaybederek elleriyle büyüttükleri bebeklerini bir başkasına vermek zorunda kalacaklardı.

The Matrix Resurrections” İle İlgili Bilmeniz Gereken 10 Detay -  Sinemalar.com

Lana Wachowski de, Matrix efsanesine ‘ya benimsin ya kara toprağın’ diyerek ana akım sinemaya, Marvel’ın bir canavar olarak büyüttüğü ‘fan service’ filmlere, beklentilere, Matrix’in ilahlaştırılmış olmasına karşı topyekûn bir savaşa giriyor. Ve filmini iki apayrı yarıya bölüyor.

Evet, The Matrix Resurrections, iki bambaşka parçaya keskin bir şekilde ayrılmış, bir dalga geçiş, kendini ciddiye almayış, belki de eskiyle hesaplaşma… İlk yarısında, Matrix hikayesi gerçek anlamda yeniden diriltiliyor ki bu diriltme eski filmlerden bizlere hitap eden ne varsa kendisinde bunları toplayabiliyor. Makinelerle yapılan barışın ardından yeni yapılan Matrix’in içerisinde bir oyun tasarımcısı olarak hapsedilen Thomas Anderson (Neo), yavaş yavaş kendi benliğinin yeniden farkına varmaya, yaşadığı dünyanın da yeni bir Matrix olduğunu idrak etmeye başlıyor. Dünyaca ünlü Matrix Üçlemesi oyunlarının yaratıcısı ünlü bilgisayar programcısı Thomas Anderson, tıpkı ilk filmdeki gibi Matrix’ten sıyrılmayı başarabilmiş birkaç direnişçi sayesinde yeniden kırmızı hapı alıyor ve hikaye için yeni bir temel atılmış oluyor. Buraya kadar izlediğimiz kısımlar, bu filmin ilk yarısını oluşturuyor ve dürüst olmak gerekirse, Lana Wachowski’nin bu filmi yapmasındaki temel sebep de belki de bu kısımda apaçık söyleyebildiği cesur cümleler. Matrix oyununu kastederek filmin kurgusuna kendi düşüncelerini kolaylıkla aktarabilme imkanı bulan Lana Wachowski, bu sahnelerde fazlasıyla açık şekilde, bu filmi aslında yapmak istemediğini, hikayenin bittiğini, yeniden canlandırmanın fazlasıyla gereksiz ve anlamsız olduğunu, ancak fanların ve sinema izleyicisinin bu filmin yenisini talep ettiğini, bu yüzden de filmin haklarını kaybetmemek adına bu filmi çekmeye zorlandığını söylüyor. ‘Gereksiz aksiyon, birkaç espri, heyecanlı kurgu, içi boş felsefe ve birkaç cool söz.’ İşte Lana Wachowski’nin bu çağda bir Matrix’e bakışı sadece bu şekilde olabiliyor, çünkü çağın ana akım sineması tamamen bundan ibaret. Kimse kabul edemese de, herkesin istediği de aslında bu. Spider Man: No Way Home’u IMDB Top 250’ye, hatta top 20’ye sokan insanlar bizleriz çünkü.

Bu ilk yarının baştan aşağı alaylı, kendiyle hesaplaşan, yarattığı mirası ti’ye alan yapısı çoğu Matrix fanatiğini kasten çıldırtmaya, delirtmeye yönelik değil. Çünkü bu ilk 1 saat, Matrix evreninde çok da yabancılanmayacak, her ne kadar ciddiyetini tamamen yitirmiş olsa da, hala Matrix’in eski günlerine dair bir şeyler sunabilen sahnelerden oluşuyor. 18 yıl öncesinin tadını bu ilk kısımda bulabilmek hala mümkün, çünkü Matrix lore’una ait bir şeyler söylemekten çekinmiyor, hatta üstüne yeni bir şeyler de koyabiliyor Lana Wachowski. Bu da özellikle takdire şayan çünkü teknoloji, yapay zeka, robotlaşma bu kadar ilerlemişken, döneminde oldukça çığır açıcı olsa da şu an ‘bildiğimiz’ teknolojiye sahip olan Matrix evrenine yeni bir şeyler koyabilerek hala yaratıcılığını koruyabildiğini gösteriyor. Ancak, Lana Wachowski, bununla ilgilenmiyor elbette ve Neo’nun Matrix’ten kaçırılıp Zion’un yerini alan IO dünyasına götürülmesiyle derdini de apaçık belli ediyor: “Ee?”

The Matrix Resurrections Ending Explained: Solving Lana Wachowski's  Mindbender, And Its Implications | Cinemablend

Gerçekten öyle. Ee? Neo’yu kurtardılar. Evet, ama niye? Bu dünyada her şey yolunda. Makinelerle yapılan barış hala sapasağlam. Öyle ki, bazı makineler insanlarla işbirliği yapmaya bile başlamışlar. Yeni kurulan Io dünyasında da işler gayet tıkırında, meyve sebze üretimi başlayacak kadar refah seviyesi de yerine. İnsanlar da mutlu. Neo, Trinity ve Morpheus, 60 yıl önce onlara bu barışı getiren insanlık figürleri haline gelmiş, heykelleşmişler. O zaman Niobe’nin dediği gibi, “Hoş geldin de, niye geldin?” Lana Wachowski bunu izleyicinin anlamasını istiyor. Bu hikayenin 18 yıl önce bittiğini herkesin idrak etmesini istiyor. Bu dünyada anlatacak yeni bir şey yok. Yeni bir düşman yok, yeni bir savaş yok. Hiçbir şey yok. Bu yüzden de Neo, filmin ana hikayesini kişiselleştiriyor ve bir anda filmi ‘Madem beni uyandırdınız, o zaman Trinity’i de uyandıralım.’ diyerek bambaşka bir boyuta çekiyor. Matrix’in bu epik hikayesi, tamamen kişiselleşerek Neo ve Trinity’ye evriliyor. Çünkü daha ötesi yok. Matrix hikayesi bitmişti ve Warner Bros, hayranlar, fanatikler ve ana akım medyanın aç gözlü patronları yüzünden yeniden canlandırılmak isteniyordu. Lana Wachowski de, Merovingian’ın ağzından bizlere diyor ki: “Asaletimiz vardı, ağırlığımız vardı, tarzımız vardı… Sanat, filmler, kitaplar daha iyiydi! Orijinallik önemliydi! Bize Face-Zucker-suck’ı verdiniz. Çöpflix zımbırtılarını verdiniz, Wiki saçmalıklarıyla donattınız.” Alın size Matrix. Tepe tepe kullanın…

Smith: Şimdi ne var? İşler değişti. Piyasa zor. Sevgili ana şirketimiz Warner Brothers’ın neden üçlemenin devamını çekmeye karar verdiğini anlayabileceğinizden eminim.

Neo: Ne?

Smith: Bunu bizimle veya bizsiz yapacaklarını söylediler.

Neo: Bunu yapamayacaklarını sanıyordum?

Smith: Oh, yapabilirler ve işbirliği yapmazsak sözleşmemizi feshedeceklerini açıkça belirttiler.

Neo: Hayır.

Smith: Hikayenin senin için bittiğini söylediğini biliyorum, ama hikayelerle ilgili olan şey bu…asla bitmezler, değil mi? Hala her zaman anlattığımız hikayeleri anlatıyoruz, sadece farklı isimlerle… yüzlerle… ve… Biraz heyecanlı olduğumu söylemeliyim. Bunca yıldan sonra, her şeyin başladığı yere geri dönmek. Matrix’e geri dönmek! Pazarlamayla görüştüm.

Sonrası zaten yokuş aşağı. Sonrası tamamen yeni sinemaya yönelik. Üzerinde konuşacak cidden hiçbir şey yok. İçi boş, aksiyonu bol, mizahı laçka, saçma sapan aptal bir süper kahraman hikayesi. Neo’nun tüm varlığı sıfırlanıyor, çaresizleştiriliyor. Ajan Smith tamamen içi boşaltılmış bir yan karakter haline getiriliyor. Mimar gibi fazlasıyla analitik, ciddi, 0-1’lerle çalışan müthiş ketum bir yapay zeka yerine fırlama, zevzek ve sürekli konuşan aptal bir Analist getiriliyor, korkunç ahtapotumsu makineler yerine Anka Kuşu tarzında Marvel figürleri geliyor, birçok silah patlıyor, birçok dövüş-kavga çıkıyor, birkaç içi boş felsefi laf ediliyor, ve herkesin mutlu olduğu bir son… Filmin ikinci yarısı tamamen bundan ibaret. Lana Wachowski, tüm bu söyleyeceklerini ilk yarıda söyledikten sonra tam da Warner Bros, Marvel ve diğer şirketlerin istediği gibi bir Matrix reboot’u yapıyor. Bu Matrix severleri, fanatikleri için elbette bir aşağılama, tahrik etme ve hayal kırıklığına uğratma ancak ben kendi adıma bu karara tamamen saygı duyduğumu söyleyebilirim. Çünkü bitmiş bir hikayeden yeni bir şeyler çıkarıp bu seriyi tıpkı Star Wars’da, Star Trek’te, Terminator’de, Spider Man’lerde devam ettirdikleri gibi ittire kaktıra devam ettirmek yerine, Warner Bros’un ve hayranlarının sinirleriyle oynayıp Matrix defterini tamamen kapatmak istiyor.

The Analyst and the Architect in The Matrix Resurrections, explained -  Polygon

The Matrix Resurrections, ilk yarısı itibariyle yönetmenin yapımcılarına, hayranlarına ve tüm sinema izleyicisine ‘Bu filmi niye istediniz? Sebebi neydi ki? Zamanında güzel şeyler yaptık, birkaç çocuğu eğlendirdik, harika bir hikaye yarattık ve bitti. Neden daha fazlasını görüp nostaljiyle kendinizi rahatlatmak istiyorsunuz ki?” diyerek beklentileri zerre umursamadığını, filmi ve bu evrenin öyküsünü devam ettirmek istemediğini hayli cesur, sinir bozucu ve saygısız bir şekilde anlatıyor. İkinci yarısında da, “Madem istediniz, alın size gişe rekorları kırdırdığınız filmler gibi bir Matrix. Madem çok seviyorsunuz o filmleri, bunu niye sevmiyorsunuz? Matrix’in o fazlasıyla gergin, yoğun ve karanlık atmosferini seviyorsanız neden Marvel çöplerine prim veriyorsunuz? Siz Matrix’i değil, eski günlerinizi istiyorsunuz.” diyerek yarattığı efsanesini yerle bir ediyor. Evet, belki Matrix hayranları benim gibi bu kararı olgunlukla karşılayamadı, nefret kustular ancak Lana Wachowski’yi bu tercihinden dolayı yargılamak kesinlikle doğru olmaz. Madem ki o olsa da olmasa da, bir Matrix 4 olacaktı, o zaman bunu Lana Wachowski yapmalıydı elbette. Ve bu şekilde yapması da beni zerre rahatsız etmedi. Çünkü gerçekten de, Matrix bitmişti ve bir ‘reboot’un anlamı yoktu…

Ne diyelim, nereden baksanız saygı duyulacak bir karar, çok iyi, cesur, kendisini fazlasıyla net anlatabilen, eleştirel bir ilk yarı ve ardından bir post-modern, pop-kültür Matrix parodisi. Tıpkı Thanos’un kafasının uçurulduğu gibi Analist’imizin de kafası uçurulduktan sonra bu parodiye son veriyoruz…(!) Tabii Warner Bros da ikna olduysa… Olmadıysa daha kötüsü de yapılabilir elbette. Wachowski için bir sorun olacağını düşünmüyorum.

Filmler öldü. Oyunlar öldü. Anlatı? Öldü. Medyanın bir dizi sinirsel tetikleyiciden başka bir şey olmadığına inanıyorlar. Ve cevap? Kedi videoları. İhtiyacımız olan şey, Catrix adını verdiğimiz bir dizi video.

after credits

Matrix’imde size ne kadar kötü davranırsak, sizi o kadar çok manipüle edersek, o kadar çok enerji üretiriz. Çılgınlık. Göreve geldiğimden beri her yıl verimlilik rekorları kırıyorum. Ve en iyi yanı, sıfır direnç. İnsanlar, bokun içindeki domuzlardan daha mutlu, kendi kapsüllerinde yaşamaya devam ediyorlar…

Analist – filmden

Sahip olmadıklarını sessizce özlerken, yaptıklarını kaybetmekten korkarsın… Arzu ve korku.

Analist – filmden

Hiçbir şey endişeyi biraz nostalji gibi rahatlatamaz.

Morpheus
Puan
  • 9/10
    Yönetmenlik (ilk yarı) - 9/10
  • 5/10
    Yönetmenlik (ikinci yarı) - 5/10
  • 8.5/10
    Senaryo (ilk yarı) - 8.5/10
  • 5/10
    Senaryo (ikinci yarı) - 5/10
  • 8/10
    Kurgu (ilk yarı) - 8/10
  • 4/10
    Kurgu (ikinci yarı) - 4/10
  • 7.5/10
    Oyunculuklar (ilk yarı) - 7.5/10
  • 7.5/10
    Oyunculuklar (ikinci yarı) - 7.5/10
  • 8.5/10
    Sinematografi - 8.5/10
7/10
Sending
User Review
5.6/10 (5 votes)

Kategori: Film İncelemeleri İncelemeler

Yorumlar

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.