İçeriğe geç →

COMPARTMENT NO.6 – İNCELEME #filmekimi

2021 Cannes Film Festivali’nden Jüri Büyük Ödülü ile evine dönen Compartment No. 6, daha önce de örneğini gördüğümüz sıcak bir yol filmi. Ödüllere alışık Finlandiyalı yönetmen Juho Kuosmanen’e ait film aslında Rosa Liksom’a ait aynı adlı bir romandan uyarlama. Konusuna kısaca bakacak olursakLaura adlı bir arkeoloji öğrencisi tez hocası ve aynı zamanda âşık olduğu kadın olan Irina’yla birlikte hyeroglifleri görmek için Murmansk’a gitmeyi planlıyor. Fakat Irina birtakım sebeplerden gelmekten vazgeçiyor ve Laura tek başına çıktığı yolculukta başlarda önyargıyla yaklaştığı kompartıman arkadaşı Vadim’le asla unutamayacağı bir maceraya atılıyor.

Filmin başında Laura ve Irina’nın evdeki parti ortamı bana Abdellatif Kechiche’nin 2013 yapımı La vie d’Adele filmindeki bahçe partisi ortamını hatırlattı. Laura aslında ortama o kadar yabancı ki; insan Irina’yla ne gibi bir ortak özelliği, paylaşımı olabileceğini sorgulamadan edemiyor. Irina’ya olan sevgisinin temeli de bir başka soru. Çaresizlik mi, başka bir ülkede yalnız olmanın verdiği üzüntüyle ilk dala tutunmak mı, yoksa Mindhunter’da da benzerini izlediğimiz tez hocası-öğrenci diyaloğunun uzun sürmesi ve çokça vakit geçirmeleriyle mecburen veya bir şekilde evrilmiş ‘madem öyle hadi olsun bakalım’ ilişkisi mi anlamak zor. Ben hepsinin birleşimi olduğunu düşünüyorum. Çünkü farklı iki insan oldukları Irina’nın arkadaşlarının söylediklerinden de anlaşılıyor. İlişki o kadar temelsiz ve garip ki; Irina’nın arkadaşları ikili arasında bir ilişki olduğunu bile bilmiyor-ki bu Irina’nın bunu gizlemek istemesinden kaynaklı da olabilir. Fakat Laura bu dala o kadar tutunmuş ki; yalnız çıkacağı yolculuktan inanılmaz derecede üzgün. Gitmek istediğini gerek hocasının mobbingleri gerek de onu kırmamak istemesi sebebiyle dile getiremiyor ve sonunda yolculuk günü geliyor. Laura’yı yıkan ikinci durum ise kompartımanındaki kaba, alkolik ve umursamaz yolculuk arkadaşı oluyor.

Vadim…

Vadim, uzunca bir süredir beyazperdede gördüğüm belki de en naif, kırılgan ve çocuksu karakter olabilir. Doğal komikliği, sillesini defalarca kez yediği hayattan kopmak istemeyişi, gerçekçiliği ve sıcaklığıyla inanılmaz eğlenceli bir karakter. Kulaklarını dışarda bırakarak taktığı şapkası ve kar yumrukladığı sahne için bile izlenmeye değer biri. Yolculuğun başında Vadim’e haklı bir önyargıyla yaklaşan Laura belki de kurgu ve işleyiş için en doğru işi yapmış oluyor ve biz de sevmeyi ve sevilmeyi yanlış anlayan ve sevgi açlığı çeken bu iki karakteri en gerçekçi halleriyle izlemeye başlıyoruz. Hatta o kadar bilmiyorlar ki; aralarındaki sevginin aşk mı arkadaşlık mı olacağına karar verememeleri de aynen bize yansıyor.

Laura’yı canlandıran Seidi Haarla harika bir kadın. Sevimli ve sıcak enerjisiyle oynadığı karakteri çok iyi yansıtmış. Ayrıca yolculuk sırasında saçının yağlanması, kıyafet seçimleri, ojeleri tarzı detaylar da filme ve karaktere ekstra bir gerçeklik katmış. Yani Laura her şeyiyle bizden ve bu dünyadan biri. Sonradan kamerasını çalacak olan gitarcıyı sırf aynı ülkeden olmanın yardım etmeye itmesine inandığı için kompartımana davet etmesi bile güzel bir detay.

Vadim’i canlandıran Yuriy Borisov’a ise diyecek hiçbir şeyim yok açıkçası. Çünkü denilecek bir şey zaten bırakmıyor. Karakterini o kadar komik ve sevimli şekilde canlandırmış ki; daha iyi bir seçimim olamayacağı aşikâr. Annesiyle yaşadığı sorunları yolda yaşlı kadının evine giderken laf arasında söylemesi gibi detaylar da senaryonun güzelliği. Filmdeki her detay zaten satır aralarında bu şekilde veriliyor. Filmi güzel ve doğal yapan da zaten bu. Karın ağrısı ve kasıntı havalarla geçmeyen iki saat gerçekten sizi mutlu ediyor.

Seidi Haarla ve Yuriy Borisov

Fakat her şeye rağmen eksik yanı yok mu, tabi ki var bence. Daha önce Druk filmi için hissettiğim şey bu film için de geçerli. Sadece filmi izlediğiniz 1 saat 47 dakika size çok sevimli gelse de bittiği zaman direk bitmiş oluyor. Sizi sonrasında hiçbir şey için düşündürtmüyor, üzmüyor, fazlaca etkileyemiyor. Bir diğer olay da Irina’nın havada kalışı. Evet Laura’yı sevmediğini anlayabiliyoruz fakat sonrasında karaktere dair hiçbir şey gösterilmiyor.

Sonuç olarak Compartment No. 6; birkaç insanın hayatına değinen, sevgi ve sevgisizliği göstermek isteyen sıcak bir yol filmi. Eğlenceli vakit geçirten ve izlerken sıkmayan hoş bir aşk-arkadaşlık öyküsü.

  • 7/10
    Yönetmenlik - 7/10
  • 8/10
    Sinematografi - 8/10
  • 7.5/10
    Senaryo - 7.5/10
  • 8/10
    Oyunculuklar - 8/10
  • 7.5/10
    Kurgu - 7.5/10
  • 8/10
    Diyaloglar - 8/10
7.7/10
Sending
User Review
6.75/10 (2 votes)

Kategori: Film İncelemeleri İncelemeler

Yorumlar

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.