COW (İNEK) – İNCELEME #filmekimi2021

Akıllarda tek soru: “Neden?”

American Honey ile çok başarılı bir bağımsız Amerikan sineması örneği sunan Andrea Arnold, bu sefer BBC ortaklığıyla bir belgesel yapıyor: Bir ineğin belgeseli. Endüstriyel hayvancılığa değişik bir bakış açısıyla mercek tutulan Cow’da, anne ineğin ve onun henüz yeni doğurduğu bebek ineğin günlük yaşamına yakından bakıyoruz. Türünün benzer belgesellerinde olduğu gibi belgeselde herhangi bir anlatıcı yok. Bu bakımdan aslında bu yapıma tam anlamıyla bir belgesel demek çok da tutarlı olmaz. Bu yapım bir bakıma kadrajına insan dramalarını alan bir film olarak değil de, iki tane ineğin yaşam ve ölüm arasında giden günlük rutinlerini inceleyen deneysel bir yapım olarak değerlendirilebilir. Doğurganlığı üst seviyede olan anne inek, günün birinde dünyaya bir başka çocuğunu getirir ve ardından hikaye de ikiye bölünür: Yeni doğmuş bir ineğin çoğu zaman annesinden ayrı geçirdiği ve onun da ileride anne olması için tasarlanan endüstriyel yaşamı ve öleceği ana kadar ondan en üst seviyede faydalanmak adına günlük olarak sütünün sağıldığı, olabilecek en kısa sürede yeniden çiftleştirildiği ve dünyaya yeni inekler getirmesi için tasarlandığı rutin yaşamı.

Cow new clip official from Cannes Film Festival 2021 - 2/2 - YouTube

Cow, izleyiciye bu endüstriyel kurgunun içeriğiyle ve etiğiyle ilgilenmiyor. Kamerasını ineklerin 1 metre yakınına konumlandırıyor ve sessiz sakin şekilde 1.5 saat boyunca bu iki ineğin birbirinden bağımsız yaşamlarını kadraja almakla ilgileniyor. Filmin büyük bir kısmı günler süren aynı rutinin tekrar tekrar bize yeniden gösterilmesiyle geçiyor ki bu kimi zaman fazlasıyla sıkıcı oluyor. Ancak bu sıkıcılık yönetmen Andrea Arnold’un aslında kaçındığı, ya da yapmak istemediği bir şey değil. Öyle de olmamalı, çünkü zaten kadrajına iki tane ineğin günlük yaşamını alan bir yapımın sıkıcı olmama gibi bir lüksü olmamalı. Zira bu inekler endüstriyel yaşamın ortasında elbette tek bir amaca hizmet ederken sıkıcılıktan kendisini soyutlayamaz. Evet, film gerçekten 1.5 saat boyunca bize aynı şeyleri tekrar tekrar izletiyor ve bu bir yönetmen tercihinden ziyade bu belgeselin doğasının sade bir işçilikle bize sunulmasından ibaret. Yalnızca bir kamera, birkaç çiftlik işçisi ve Andera Arnold, Cow’u baştan sona üretmeye yetiyor da artıyor bile. Anlatım tarzının sadeliğinden ve hayvancılığın detaylarını hiç de zora kaçmadan, detaya girmeden duru bir şekilde anlatışından ötürü bir anlatıcıya gerek olmadığını zaten film bittikten sonra anlayabiliyoruz.

Evet, bir inek filmi-belgeseli için olabilecek en doğru tercihlerin yapıldığını söylemek mümkün. Hatta türe getirdiği yenilikçi bakış açısıyla, belgesel altyapısını olabildiğince dramatik bir yapıya entegre edebilme becerisiyle Cow belki de izleyebileceğimiz en ilginç hayvan, endüstriyel hayvancılık belgeseli. Yine de, tüm bu olumlu yanlarının yanında bu 1.5 saatlik süre boyunca akıllardan çıkmayan tek bir soru oluyor ki, filmin tahammül edilebilirlik seviyesini ciddi manada azaltan, tüm olumlu yanlarını da gölgeleyen unsur da bu oluyor: Neden böyle bir belgeseli izleyelim? İki ineğin günlük hayatlarını gerçekten merak mı etmeliyiz? Endüstriyel hayvancılığın iç yüzünü fazlasıyla dramatik bir yapıya oturtulmuş bir kurguyla izlemek mi izleyici üzerinde daha fazla etki yaratır, empati duygumuzu körükler yoksa olabildiğince yoğunlaştırılmış şekilde bizlere bu sektörün tüm yüzlerini bir anlatıcı eşliğinde ve daha akıcı bir anlatım tarzıyla sunmak mı? Cow elbette bu sorulara bir cevap verecek değil; zaten bu tercih de kişiden kişiye değişir. Yalnızca şunu söylemek gerekir ki, ilk kez bir belgesel türünde olmasına karşın herkese hitap etmeyen bir yapımla karşı karşıyayız. Bu da Andrea Arnold’un türe getirdiği yenilikçi bir yaklaşımdan fazlası değil.

We are animals. We need to connect to the millions of non-human lives we  use | Cannes 2021 | The Guardian

Netice olarak Cow, neredeyse bir insan sesini bile duymadığımız, yalnızca möö’lemeler eşliğinde, her gün aynı şeyleri farklı kamera açılarıyla ve farklı yollarla izleyip durduğumuz fazlasıyla monoton, olabildiğince duru anlatımlı, çoğu zaman sıkıcı ama genel olarak dramatik; endüstriyel hayvancılığa yenilikçi bir bakış. Herkese göre değil, ama bu ona ‘kötü’ demek için yeterli bir sebep de değil.

Puan
  • 6/10
    Genel - 6/10
6/10
Sending
User Review
0/10 (0 votes)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.