SENSE8 FİNAL – İNCELEME

Spoiler içerir.

Netflix’in son zamanlardaki en başarılı işlerinden olan Sense8‘in, geçen yıl 2.sezondan sonra yüksek bütçesi sebebiyle apar topar iptal edildiği haberi herkesin ilgisini çekmiş ve televizyon gündemini epey bir meşgul etmişti. Bilen bilmeyen herkes, her hayran dizinin devam etmesi için bir sürü imza kampanyası başlatınca Netflix sessiz kalamayıp diziye 2 saatlik düzgün bir final yapma izni vermişti. Ben de Sense8 dizisini ilk çıktığı andan itibaren izleyen ve Wachowski kardeşlerin hayranı olan biri olarak düzgün bir finalle bitmesi için bulduğum her kampanyayı imzaladığımı hatırlıyorum.

Sense8, ilk sezon itibariyle bize oldukça ilginç bir konuyu mümkün olan en orijinal şekilde anlatıp daima bir olmayla ilgili verdiği mesajlarıyla dikkat çeken en kaliteli dizilerden biriydi. Lana ve Lily Wachowski’nin kusursuz yönetmenliği ve emekleriyle; müzikleriyle, oyunculuklarıyla harika bir yapımdı. 2.sezonu da en az ilki kadar iyidi fakat Will ve Whispers ilişkisinin uzaması ve karakterlerin ilk sezondaki kadar sürprizlerle dolu hayatlarının olmaması açısından ilkinden biraz daha sönük bir sezondu.

İlk sezonun her bölümü, bir sonraki bölümü iple çektirip kendini bir çırpıda izletirken 2.sezon daha sakin ve dingin sayılabilirdi (iptalinden sonra şok olduğum için dingin deyip daha az beğendiğim 2.sezonu bile mumla arar hale geldiğimi de belirteyim).

Gelelim finale.

Tabi ki mutlu sonla bitecekti, tabi ki herkes tek koldan savaşacaktı fakat bunu Infinity War’a dönüştürüp 7 yaş üzeri şekilde yapmak bana biraz cıvık geldi. Wolfgang’ı kurtarma ve Whispers’ı yok etme planı güzel şekilde işlendi ama süre kısa olduğu ve mutlu sonla bitmesi gerektiği için maalesef her şey her saniyede yolunda gitti. Kala vurulduğu zaman bile nasılsa ölmeyeceğini bir şekilde bildiğim için hiç üzülemedim.

Geçmiş sezonda her karaktere kişisel olarak derin hikayeler yazıldığı ve aniden iptal olunca hiçbiri düzgün işlenme şansına erişemediği için maalesef her hikaye havada kaldı. Bu tamamen Netflix’in suçu. Capheus’un seçimleri ve ülkesindeki karışıklık, Sun ve abisi arasında ucu hapishaneden kaçmaya kadar dayanan kavga, Rajan’a gelen mahkeme kağıtları, Lito’nun Hollywood’a girişi gibi birçok hikaye tamamen havada kaldı. Elbette ki bir sezon daha sürese bunların hepsi güzel şekilde işlenirdi. Zaten bana kalırsa yalnızca son bir sezon da dizi için gayet yeterli olurdu. Çünkü Whispers’la olan olaylar çok fazla uzarsa sıkardı ve yeni bir ana konu da hikayeye kolay yedirilemezdi.

Finaldeyse maalesef saydığım hiçbir olayın çözümlenişini biz göremedik. Ne Sun davasını, ne Capheus’un ülkesini, ne Kala ve Rajan’ın aslında sarsılma temelinde olan ve muhtemelen Rajan’ın ölümüyle sonuçlanacak olan mafya tehditli ilişkilerini.. Hemen hemen hepsinin sadece mutlu bir şekilde sonuçlandığını izledik o kadar. Ama dediğim gibi bu tamamen Netflix’in suçu.

Lana Wachowski’nin suçu olan kısımsa bir arada hareket etme işinin çok cıvık şekilde gerçekleşmesi. Sürekli espiri ya da şaka yapılması anlamında değil, çok çocuksu işlenmesi anlamında bir cıvıklık. Ben herkesin bir arada olmasını ve omuz omuza savaşmasını, her karakteri görmemizi çok sevdim. Kimse birbirini yarı yolda bırakmadı ki bence dizinin kendi içinde verdiği en büyük spoiler buydu. Kaç sezon sürerse sürsün hepimiz bu dizinin mutlu sonla biteceğini zaten biliyorduk çünkü başka türlüsü zaten ana fikre yakışmazdı. Kimsenin ölmeyeceği, hepsinin başarılı olacağını bile bile mükemmel kalitede anlatılan bir hikaye olduğu için bu durumdan hiç şikayet etmedik. Fakat bana kalırsa final biraz daha ciddi bir ruha sahip olabilirdi, en azından daha sert bir savaş izleyebilirdik.Dizide bir sürü yeni karakter de gördük. Geçen sezon aslında güzel ve derin bir temel oluşturabilecek şekilde dahil edilen çoğu karakter de maalesef Netflix’ten nasibini aldı ve Whispers’ın annesini bile alelacele şekilde izlemiş olduk.

Aynı şekilde diğer Sensate kümesi de yardım için çok kısa bir süre göründü. Wolfgang’ın kendi içinde parçalanışı ve ailesi konusunu bile oldukça aceleye getirilmiş şekilde izledik, diğer sezonlarda babasının bahsi geçse de annesinin bu şekilde hemen hemen hiç bahsi geçmemişti.

Lila hikayeye ana kötü olarak sokulmuş. Garip, o kadar büyüyebilecek potansiyelde olduğunu sanmıyordum çünkü dizide de söylendiği gibi sadece bir işbirlikçiydi. En büyük saçmalık da hiçbir temele bağlanmadan birden ortaya atılan yanık yüzlü yönetici oldu. Jonas ve Angelica’nın geçmişe dönük anılarında kim olduğunu görsek bile yine de oldukça saçma bir ‘kötü oluşturma’ klişesiydi.

Sensate’lerde herhangi bir olumsuzluk yoktu. Sadece Capheus biraz silikti, yani Bug ve Amanita bile ondan daha fazla öne çıkarılmıştı. Bug, Amanita, Daniela ve Hernando’ya özel spin-off bile çekilebilir, olaya çok hızlı uyum sağladılar. Başta bilmelerinin saçma olduğunu düşündüm fakat sonradan dizinin ruhuna uygun olduğundan fazla üstünde durmadım. Alışamadığım nokta Kala-Wolfgang ve Rajan’ın aşk üçgeni oldu. Dizinin ilişkilere olan bakış açısından yola çıkarsak gayet normal fakat baştan beri Kala ve Wolfgang ilişkisi temelleri atan gidişattan sonra böyle kararsız bir son da bana kalırsa aceleye gelmiş. Gelmese bile ben daha farklı beklediğim için sevemedim, tamamen kendi fikrim.

Her şeye rağmen karakterleriyle, içinde yaşamak istediğimiz büyülü Wachowski dünyasıyla, sahip olmak istediğimiz dostluklarıyla, o mükemmel Eyfel Kulesi düğün sahneleriyle, harika yönetmenliğiyle ve televizyon sektörüne yaptığı oldukça kaliteli katkılarıyla kısacası her şeyiyle unutulmayacak mükemmel bir diziydi, keşke 1 sezon daha geniş bir şekilde izleyebilseydik.

  • 7/10
    Yönetmenlik - 7/10
  • 7/10
    Diyaloglar - 7/10
  • 8/10
    Kostüm-Dekor - 8/10
  • 8/10
    Müzikler - 8/10
  • 6/10
    Kurgu - 6/10
  • 7/10
    Sinematografi - 7/10
  • 8/10
    Oyunculuklar - 8/10
7.3/10

Özet

7,3 final bölümü puanı, diziye genel anlamda 8,5 puan verdik.
-Çocuksu bir final

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Pin It on Pinterest