TWIN PEAKS 3.SEZON 12.BÖLÜM – İNCELEME

Dizi, geç de olsa reklamını yapıp sırtından geçindiği posterinin hakkını vermeye başlıyor gibi. Dikkat ederseniz hala başlıyor demedim. Çünkü hala o kadar dallı budaklı ve yavaş ki; bu sezondan tek beklentim Cooper’ın Sims karakteri halinden kurtulmamız. Jeffries, localar, Garland Briggs’in cesedi; hepsinden vazgeçtim. Hatta Cooper’ın 25 yıllık kayboluş süresinde ne yaptığını öğrenmekten bile vazgeçtim.

Kafamızı kurcalayan Phillip Jeffries’in kim olduğu sonunda Albert tarafından açıklandı. Hava Kuvvetleri’nin; UFO’ları inceleyip not ettiği Mavi Defter Projesi’ni bitirdiğini söyleyen Albert; bunun devasa bir örtbas olduğunu da ekledi. FBI ve ordunun, Mavi Kitap’a alternatif olarak Mavi Gül adlı bir örgüt kurduğunu; Albert’in, Gordon’un, Cooper’ın ve Jeffries’in de Mavi Gül’de olduğunu fakat Cooper ve Jeffries’in ortadan kaybolduğunu anlattı. Onların yerine de bu bölümde Tammy, Mavi Gül’e katıldı.

Markette alışveriş yapan ve kasada çok garip hareketler sergileyen Sarah Palmer’ı gördük. Sarah’ın hareketleri dediğim gibi, oldukça garipti. Geçmişte yaşadığı ağır olayların etkisinden hala çıkamamış ya da sanki yeniden öyle olaylar yaşanacağını düşünüyormuş gibiydi. Hareketleri sebebiyle, ölen Frank Silva yerine yeni Bob’un Sarah olabileceğini bile düşündüm. Ya da Bob’un ruhu gerçekten Sarah’a girmiş bile olabilir.

Aşırı yavaş hareket eden Cooper’ı bu bölüm sadece bir sahnede gördük. Twin Peaks ve eski yüzlere daha çok yer verilmişti. Bunu görmek de oldukça iyi. Frank Truman, Ben Horne’nin yanına uğradı ve ona torunu Richard’ın yaptığı kazadan, şahit kadını darp etmesinden bahsetti. Ben Horne ise bunun üzerine torununun her zaman yanlış bir adam olduğunu söyledi. Bu konuşmadan sonra ise, postayla gelen ve Cooper’ın seneler önce orda kaldığı zaman kullandığı odanın anahtarını Harry Truman’a hediye olarak gönderdi. Frank ve Ben arasındaki konuşma bence oldukça iyidi. Dostane konuşmaya çalışan fakat aradaki üzücü ve kötü olaylar sebebiyle gergin bir şekilde hareket eden iki insanın hali oldukça güzel yansıtılmış. Bu da zaten oyuncuların marifeti. Ama yılların kurnaz Ben Horne’sini 3.sezonun başından beri bu kadar yorgun ve durgun görmek oldukça üzücü.

Bu sırada Diane’ye gelen ‘Las Vegas?’ ve ondan karşı tarafa gönderilen ‘Henüz sormadılar.’ Mesajları Diane’nin gerçekleri bildiği ilgili şüpheleri de kıuvvetlendirdi. Özellikle de Dougie’nin Las Vegas’ta yaşadığını düşünürsek. Bu konuşmadan sonra Diane, Ruth’un kolunda okuduğu koordinatları internete yazdı ve çıkan yer hiçbirimizi şaşırtmadı: Twin Peaks. Albert bu mesaj kayıtlarını Gordon’a söylerken bana tuhaf gelen şey de Gordon’un koordinatları aramayıp Fransız kadınlarla şarap partileri vermesi oldu. Gordon’a yüklenmeyeyim, Albert’in araştırmaması da ilginç. Neyse. koordinatların detayları zaten ilerleyen bölümlerde açıklanır diye düşünüyorum.

11 bölüm boyunca beklediğim o muhteşem an ise sonunda geldi. Eski halinden hiçbir şey kaybetmeyen Audrey Horne tüm ihtişamıyla diziye giriş yaptı. Herkese zorlama bir şekilde kötü davranan ve kimseyi takmıyormuş imajı için kendini yırtan Diane’nin aksine Audrey o kadar doğal, özenilesi, özgür ve kendi gibiydi ki; onun sahneleri hiç bitmesin istedim. Onun da Charlie isimli bir adamla anlaşmalı olarak evlendiğini fakat Bill diye birine aşık olduğunu ve 2 gündür kayıp olan Bill’i aradığını öğrendik.

Audrey ve Charlie

Umarız Audrey her bölüm görünmeye devam eder.

  • 8/10
    Yönetmenlik - 8/10
  • 8/10
    Oyunculuklar - 8/10
  • 8/10
    Kurgu - 8/10
  • 8/10
    Kostüm-Dekor - 8/10
  • 7/10
    Sinematografi - 7/10
  • 7/10
    Diyaloglar - 7/10
7.7/10

Özet

+Audrey Horne
-Yavaşlığı zaten genel olarak yakındığım bir olumsuzluk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Pin It on Pinterest