Mickey and the Bear, Atlantis & Exile – Mini İnceleme Serisi 1

Atlantis – Valentyn Vasyanovych

2019 ve 2020 yıllarında katıldığı uluslararası festivallerde birçok ödüle layık görülen Ukraynalı yönetmen Valentyn Vasynovych’in son filmi Atlantis, yakın gelecekte geçen ve savaş sonrası zarar görmüş toplum yapısını incelemesine alıyor. Savaşın bütün yıkıcılığını bizzat deneyimlemiş eski asker Sergey, hem savaş sonrası bambaşka bir hiyerarşiye bürünmüş toplumda hayatta kalmaya çalışıyor, hem de kişisel problemleriyle mücadele ediyor. Atlantis, konusu itibariyle anlatacak çok meselesi olan, ya da izleyiciye öyle hissettiren bir film. Ancak 2 saatlik film ilerledikçe, bu meseleler iyice masaya serilmek yerine kendi kapalı anlatımı içerisinde çok utangaç bir tutum sergileyerek derdini açık açık izleyiciye anlatmıyor. Filmde yaşanan olaylar, izleyiciye o kadar mesafeli ve donuk ki, bu filmin tasvir etmeye çalıştığı donuk, yıkık, travmalı evrenin bunaltıcı atmosferini fazlasıyla güçlendirse de, filmin bağlamını izleyiciden uzaklaştırıyor. Evet, şahane görüntülerle bezenmiş, muhteşem açılara sahip sinematografik anlamda çok sağlam bir iş var karşımızda. Ancak kişisel olarak ben daha güçlü bir hikayeyi izlemeyi tercih ettiğimden, filmin anlatım tarzına ısınamadım. Bu sebeple sürekli olarak sonunun ne zaman geleceğini merak ettiğim, teknik anlamda çok başarılı ancak izledikten sonra hiçbir etkisi kalmayan bir festival filminden öteye geçemedi Atlantis.

6/10.

Mickey and the Bear – Annabelle Attanasio

Çok genç ve umut vaat eden yönetmen Annabelle Attanasio, Amerikan bağımsız sinemasının yeni seslerinden birisi. Mickey and the Bear da, son yıllarda çıkmış en iyi Amerikan bağımsızlarından, üstelik Attanasio’nun da ilk uzun metrajı. Amerikan rüyasının yine öteki yüzünde, bu sefer bir baba kız öyküsü izliyoruz. Savaş sonrası travmatik stres bozukluğu çeken bağımlı bir babaya bakmakla yükümlü, bir yandan da kendi gençliğini kaçırmak istemeyen bir kadının etrafında gezinen film, anlatımının sadeliğiyle başından sonuna kadar gerçek bir öyküyü izleyiciye sunuyor. Mickey ve babasının yer yer sorunlu, çoğu zaman güçlü bağlara sahip ilişkisi öyle ustalıklı bir şekilde “ip üzerinde” sunuluyor ki, en başından itibaren gerilimli bir hava hissettiriyor. Ancak film ters köşe bir şekilde, gerilimi sadece “izleyicinin kendi kuruntusu” şeklinde bitiriyor. Baba karakterinin sürekli ilişkiyi koparma noktasın getireceği gerilimi film boyunca yakamızı bırakmasa da filmin bunu hiçbir şekilde zorlamıyor oluşu hikaye anlatımını da güçlendiriyor. Çünkü bu film entrikalardan ziyade gerçek hayatı temsil edişiyle ve doğal oyunculuklarıyla ön plana çıkan bir drama. Bu yüzden de bir ilk film olarak mükemmel, bir film olaraksa kesinlikle izlemeye değer. Attanasio’nun sonraki işleri için de merak ettiren bir film.

7.5/10

Exile – Visar Morina

Kendisi de bir göçmen olan Kosova asıllı Alman yönetmen Visar Morina, 2020 yılına damga vuran Alman sinemasının ön plana çıkan filmlerinden birine imza atıyor. Bir göçmen hikayesinin Alman toplumunun içerisinde yer almaya çalışması öyküsünü temeline alan film, beklentilerin aksine yalnızca bir göçmen problemini ele almıyor, hikayesini birden fazla katmanla süslüyor. Klasik ırkçılık temalı filmlerin inşa ettiği öykü kurgusunun aksine, Morina ana karakterini acındırmıyor, dramatize etmiyor ve masumlaştırmıyor. Aksine izleyiciyi sürekli ikilemde bırakacak şekilde Cafer adlı göçmen karakterini olabildiğince nefret edilesi bir karakter olarak sunuyor. Cafer’in maruz kaldığı sistematik ırkçılığın bir hezeyan mı, yoksa gerçek bir sorun mu olduğunu film boyunca sorgularken Cafer’in iticiliği bize sürekli “Acaba?” sorusunu sordurtuyor. Bu yüzden de film basitlikten fazlasıyla uzakta, çok derinlikli ve izleyiciyi sürekli düşünmeye iten bir kurguya kavuşmakla birlikte izlemesi çok keyifli bir öyküye sahip oluyor. Ancak yer yer göçmen sorununu ve ırkçılık meselesini Cafer’in paranoyalarıyla bütünleştirerek sanki bu meseleleri küçümsediğini hissettirdi film. Bu provokatif tavır zaman zaman can sıkıcı olabildi.

Morina, Avrupalıya bakışı ve hikayesindeki iğneleyici anlatımıyla son yıllarda adından sıkça söz ettiren yönetmen Ruben Östlund’un izinden gidiyor ve çok da iyi yapıyor. Exile baştan sonra izlemesi keyifli, güçlü bir film.

7.5/10.

Puan
  • 6/10
    Atlantis - 6/10
  • 7.5/10
    Mickey and the Bear - 7.5/10
  • 7.5/10
    Exile - 7.5/10
7/10

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir