İçeriğe geç →

İNCELEME- STAR WARS EPISODE VIII: THE LAST JEDI

Spoiler içerir.

Dünyaca ünlü film serisi Star Wars maalesef geçen yıl filmlerini tadında bırakmak yerine yeni bir üçleme çekip beni biraz hayal kırıklığına uğratmıştı. 90’lı yıllarda doğduğum ve çok daha farklı uzay filmleri izleme şansına erişebildiğim için Star Wars bende hiçbir zaman 80’lerde çocuk olan birinde oluşturduğu hayranlığı oluşturamadı. Derinlik ya da lore fikri olarak tabi ki konuşmuyorum. Bahsettiğim şey tamamen film, karakter, çekim ve uzay üzerine. Serinin; Breaking Bad’le de adına aşina olduğumuz Rian Johnson tarafından yazılıp yönetilen 8.filmi geçtiğimiz günlerde vizyona girdi. Üzerinde düşünmeye ne kadar değeceği konusunda çok fazla bir fikrim yok. Şu sahne keşke şöyle olsaydı, acaba bu karakteri neden koydular, şimdi bunu koymasalar ne olurdu sorularını sormanın da hiçbir manası yok. Çünkü bu Star Wars. Interstellar ya da 2001: A Space Odyssey değil.

Önce konusundan bahsedeyim diyeceğim ama ortada fazla bir konu yok. Rey, Leia, Finn, Poe ve tabi ki yine dağda taşta gezip ortalığı karıştıran Luke Skywalker; İlk Düzen, Yüce Lider ve Kylo Ren (Ben Solo)’e karşı koymaya çalışıyor. Bir sonraki filmin konusu da bu. Çünkü Kylo Ren Yüce Lider’i öldürünce onun yerini aldı. Eğer almasa zaten sonraki film için bir konu kalmazdı.

Finn yine ortalığı karıştıran bir halde, bu sefer yanında yeni bir karakter daha var. Rey de film boyunca Kylo Ren ve Luke Skywalker arasında gidip gelse de en sonunda Jedi ruhunun verdiği muazzam ve sonsuz iyilikle Luke’nin tarafında olmayı seçti.

Yönetmenliği biraz inceleyelim. Film direk savaşla başladı. Savaşla devam etti ve öyle de bitti. Sahne detayları, süslemeler, ortamlar oldukça ihtişamlıydı. Espiriler minimum seviyede tutulmuştu ve ikili diyaloglardan çok içi boş bir görsel şölen şeklinde çekilmişti. Gemiler ve savaş sahneleri de oldukça kaliteliydi. Bunların hepsinden yola çıkarak yönetmenin değiştiği sonucuna az buçuk varabiliriz aslında; ama asıl olay karakterlerde ya da belki de tiplerde demeliyim.

Film iki karakter ve birden çok tipe odaklanmış. Domnhall Gleeson’un canlandırdığı komutanın tıpkı 80’lerdeki Star Wars’tan bir tiplemeymiş gibi ‘onu yakacağım, mahvedeceğim onu’ tarzı konuşmaları ve iki kişi hariç kalan bütün oyuncuların belli çerçeveler içinde hareket etmesi 7.filme kıyasla eski Star Wars ruhuna dönmeye çalışmanın bir çabası bence. Çünkü bana kalırsa Star Wars tam da buydu. İnternette hayranların bu filmin seriden çıkarılması için imza kampanyası başlattığını okudum. Başlatanlar muhtemelen 20’li yaşlarında ya da lisede okuyan gençler. Çünkü bu film bence tam da eski Star Wars hayranlarına hitap edecek şekilde çekilmiş. Onları izlemeyen bu filmi çok bayat bulabilir mesela. Tıpkı yanımda oturan çocukların sıkılıp çıkmaya çalışması gibi. Eski filmlere benzemesinin en büyük örneği de Master Yoda’ydı. Yoda’yı görmek beni bile eskilere götürdü.

Bahsettiğim istisna iki karakter hepinizin az çok tahmin edeceği gibi Kylo Ren ve Luke Skywalker. Bu noktada Mark Hamill’in yeni Luke ile ilgili düşüncelerini de paylaşmakta yarar var. Hamill, bu filmdeki Luke’nin inatçı Jedi’lerin ruhuna uymayan vazgeçmiş bir portre çizdiğini, adeta başka bir karakter haline geldiğini ve eski Luke’den hiç eser kalmadığını Rian Johnson’a söylemiş. Yeni jenerasyon Star Wars filminde yeni bir Luke olduğunu fakat yönetmene karşı da çıkmadığını belirtmiş. Evet haklı. Çünkü gerçekten Luke Skywalker o kadar farklı ki; iyilik melekleri Rey ve Leia gibi olup ağlayarak evine dönmesi gerekirken iyilik ve kötülük arasında bocalayıp kısmen nötr kalan bir karakter haline getirilmiş. Sonunda kesinlikle yardım edeceğini kendisinin de bilmesine rağmen Rey’i süründürmesi eski sünepe (Luke hayranları bana kızabilir ama ben hep babası Anakin’i daha mükemmel buldum) hallerini hatırlatsa da ben yeni Luke Skywalker’ı ve onun havalı duruşunu sevdim. Bağırıp ağlayarak kendini gemilerden atmasının aksine gücü gerektiği gibi kullanarak, oynadığı 4 filmdeki en cesur, en iyi ve en vasıflı rolü sergiledi ve sonra güçle bütünleşti. Elveda Luke Skywalker.

İkinci başarılı karakter de Ben Solo. Ben’in yeni Yüce Lider’e dönüşümü o kadar iyi işlendi ki; bir karakterin gücü, çaresizliği ve evrimi ancak bu kadar iyi anlatılabilirdi sanırım. Luke ve Ben kesinlikle Rian Johnson sayesinde son filmin en iyi karakterleri olmuş. Ben Solo giderek Dart Vader’e benzese ve beni yine eskilere götürse bile kendi yolunu çizmesi Anakin’den daha farklı duyguları içerecek şekilde daha gerçekçi yapılmış.

Müzikler yerindeydi. Soundtrack albümü çıkaracak kadar abartılı miktarda konmamıştı ve yerli yerinde olan halleriyle filme uymuştu.

Benicio Del Toro’yu, filme girişini, çıkışını; Finn ve Rose’nin berbat ettikleri planı konuşmayacağım. Plan gerçekleşseydi de ‘zaten belliydi çok klişe’ derdim kesin. Gerçi atları bırakarak büyük kahraman oldular onu es geçmeyelim.

Filmde tamamen içi boş bir savaş görselliği şöleni izledik. 2017 yılındayız ve o kadar çok uzay savaşı içeren filmler yapıldı-yapılıyor ki; artık aralarında parlayan biri olsun istiyorum. İlla mesaj veren bir film olması gerekmez. Dünyanın kurtarılması klişesinden ya da 2 saatlik filmin 1 saat 59 dakikasına koyulan savaş sahneleri havasından çıkılsın ve daha net bir hale gelsin. Bunun için de sanırım önce 7 yaş ve üzeri olmaktan çıkması gerek yapımların. ‘7+’ ibaresi ne zaman belirse film kendi spoilerini kendisi veriyor çünkü.

Artık süper kahraman, bilim kurgu ya da fantastik filmleri çok az izleme kararı aldım. Normalde, görebildiğimin ötesindeki evrenler çok hoşuma gider ve koyu bir kaliteli süper kahraman filmleri fanıyımdır. Ama The Dark Knight serisinden beri hiçbir film istediğim o kasvetli havayı bana veremedi. Ridley Scott özentisi Zack Snyder’in Watchmen’ini de unutmayayım (o filmi de Snyder’in çektiğine pek inanasım gelmiyor zaten.).

Bu da Slytherin’in yeni varisi. Tanıyamamanız normal o kadar yaşlanmış ki ben bile tanıyamadım Voldemort’u. İki filmdir herkese hayatı zindan eden Yüce Lider’in hiç beklemediğim şekilde ölmesi baya komikti. Daha komik olan da o öldükten sonra müritlerinin hala Kylo ve Rey ile savaşmalarıydı. Başlarındaki kişi zaten öldü, ne için savaştılar anlayamadım. Onun intikamını almak isteyip Kylo ve Rey’i öldürseler ellerine ne geçerdi onu da bulamadım. Sanırım o zaman da yeni lider olabilmek için birbirlerini öldürürlerdi. Ama dediğim gibi; o kadar saçmalık varken buna takılmamalıyım. Leia’nın uzay basıncından hiç etkilenmeden ve tek bir damarı patlamayıp burnu bile kanamadan tüm fizik kurallarını toz ederek gemiye gelmesine takılmalıyız mesela. Madem buna karşı koyabilecek gücün var; o zaman o gücü neden başka yerlerde kullanmadın? Kylo ve Rey de o kudretli güçlerini liderin adamlarını öldürürken kullanabilirlerdi. Sonuçta Jedi’sın, Stranger Things’te gücünü kullanınca bayılan Eleven değil.

Sonraki film için bir tahmin yapamıyorum. Çünkü o kadar çok karaktere veda ettik ki (Han Solo, Leia, Luke Skywalker) bence yeni filmin adı başka bir şey olmalı.

Eski posterleri tekrar inceledim de yenisi bana eskiler gibi kaliteli bir hava vermedi. Prequel üçlemenin posterleri bile ana üçlemeye sadık kalmışken bunları da öyle yapabilirlerdi diye düşündüm.

İzlemek isterseniz tabii ki izleyin, ama gece matinasında ve karlı tepedeki bir sinemada izlemeyi tercih edin. Belki o zaman film 7 yaştan 13 yaşa çıkabilir.

  • 7/10
    Yönetmenlik - 7/10
  • 7/10
    Sinematografi - 7/10
  • 5/10
    Senaryo - 5/10
  • 6/10
    Oyunculuklar - 6/10
  • 8/10
    Kostüm-Dekor - 8/10
  • 5/10
    Kurgu - 5/10
  • 5/10
    Diyaloglar - 5/10
6.1/10

Kategori: Film İncelemeleri İncelemeler

Yorumlar

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.