KIZ KARDEŞLER – İNCELEME

İlk iki filmiyle çıtayı daha kariyerinin başlangıcında Türkiye’nin en iyileri seviyesine koyan yönetmen Emin Alper, yine bizlere tanıdık insanların tanıdık hikayelerini anlatıyor ve bunu önceki filmlerinde yaptığı gibi sadelikle, ustalıkla ve çarpıcılıkla yapıyor.

Temelde maddi imkansızlıklardan ötürü köy hayatından şehir hayatına başkalarının ailelerine ‘evlat’ kisvesi altında hizmetçi olarak yollanan kızların bir araya gelişinin ardından yaşananları kendisine konu edinen film, Anadolu’nun ucra bir köyünde başlıyor ve aynı yerde bitiyor. Şehre dair söylenenler hep ‘lafta’ kalıyor; köye gelen arabalar zorlu ve uzun yollardan geçiyor, ve yine aynı yollardan şehre geri dönüyor ancak genel olarak amaçlandığı gibi kadrajımız köye sıkışıp kalıyor. Tıpkı köyde yaşayan ve şehre gitmek için yanıp tutuşanlar gibi.

Kız kardeşlerden birisi şehir hayatına adapte olmakta zorlanan, her seferinde huzursuzluk çıkarıp yeniden köyüne geri yollanan; bir manada hizmetçilik görevinden kovulan bir kadın. Diğeri şehir yaşamını daha çok seven, köy hayatından ve insanlarından nefret eden, maddiyata düşkün ve kendini beğenmiş, hep daha fazlasını istediği için de asla gittiği evlere adapte olamayan, aykırı bir kadın. En büyük kardeşse, ahlaksız(!) şeyler yaptığı ve hamile kaldığı için köye geri gönderilip köyde “engelli” gözüyle bakılan birisiyle evlendirilen ve hayatına zincir vurulan bir kadın.

Bu üç kardeşin ve umursamaz –belki de hayatın onu bu hale getirmesinden ötürü küskün ve teslimiyetçi- babaları aynı evde buluşunca elbette film kendiliğinden akıp gidiyor; çünkü yazılan karakterler fazlasıyla gerçek, diyaloglar hayattan birer kesit ve anlatılan sınıf öyküsü fazla iddialı. Köy-şehir çatışmasını, köylünün şehre, şehirlinin köye bakışı, Emin Alper’in kamerasında yeniden tartışılıyor ve film söylemek istediklerini hiç çekinmeden söylüyor 2 saatlik süresi boyunca. Başlangıcı, yükselişi ve sonu itibarıyla da fazlasıyla tatmin ediyor.

Sözün özü, Kız Kardeşler, çok iyi oyunculuklarıyla, anlattığı sınıf öyküsüyle, sert üslubuyla ve çok iyi çekilmiş sahneleriyle 2019’un açık ara en iyi Türk filmi oluyor. Emin Alper, 3. filminde de izleyicisinin beklentisini karşılamakla kalmıyor; önceki filmlerinde olduğu gibi de çıtayı daha tepeye koyuyor. Şimdi heyecanla 2020’de gelecek dizisini beklemeye başlıyoruz.

Puan
  • 8.5/10
    Yönetmenlik - 8.5/10
  • 8.5/10
    Oyunculuklar - 8.5/10
  • 8/10
    Senaryo - 8/10
  • 8.5/10
    Kurgu - 8.5/10
  • 9/10
    Sinematografi - 9/10
8.5/10

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Pin It on Pinterest