BLACK MIRROR 5.SEZON – İNCELEME

Black Museum bölümüyle her şeyi zirvede bırakan ve ondan sonra hızla düşüşe geçen Black Mirror, Bandersnatch bölümünden daha rezil bölümleriyle yeni sezona inanılmayacak bir giriş yaptı denilebilir. Daha önceki fikirleri evire çevire yeniden kullanmaları mı, insan ırklarını tercihlerini ve fikirlerini en aşağı seviyelerde metalaştırıp eğlendirici, duyarlılaştırıcı ve tatmin edici birer ‘obje’ olarak sunmaları mı, siyahi ırkı insanların ‘bu yapımda neden hiç siyahi insanlar yoook’ şeklinde serzenecekleri, ama Asya ırklarını ya da başka ırkları hiç sormayacakları bir hale getirmeleri mi, bunun üstüne sadece Amerikalı siyahi oynatmaları mı,  12 yaş seviyesine hitap etmeleri mi yoksa kendileri dahil herkesi aptal yerine koymaları mı; hangisi daha kötü bilemedik. Netflix Charlie Brooker’ı satın aldığından beri dizinin kalitesindeki ve teknolojinin karanlık yanları mesajını sert şekilde verme tarzındaki bariz düşüşün zaten farkındaydık ve artık izlesek bile eleştiri yapmayı düşünmüyorduk; ama işledikleri fikirleri önceki günden kalma salamları ters çevirip verme tarzında yeniden sunduklarını görünce birkaç şey yazmak istedik.

Bir zamanlar House of Cards, Orange is the New Black, Mindhunter gibi diziler yapan başarılı platform Netflix’in bu hallere düşmesi toplumun istek ve düşüncelerinin ne hale geldiğinin üzücü bir göstergesi. Her şeyi evcilleştirme çabaları, kendine kaliteli bir kitle oluşturmak yerine popüler kültüre yenilip yaş seviyesini aşağılara çekmeleri artık aşırı derecede kabak tadı verdi. Şikayetçi olanların olmayanlar kadar fazla olduğunu da pek düşünmüyoruz. La Casa de Papel denilen komikliğin sırf çoluk çocuk istedi diye yeniden çekilmesi bile; zamanında Sense 8 gibi kaliteli bir yapıma final çekmek için kırk takla atan platformun sadece ve sadece herkesi mutlu etmeye yönelik dizi-film çekmesini ve kalitelilikten uzaklaşmasını açıkça gösteriyor.

Para uğruna herkesi sömüren ve her yerde her şekilde izlenmeye çalışan; ama buna rağmen inanılmaz derecede bilinçli, duyarlı, teknoloji ve sosyal medya karşıtı gibi görünen bölümleri çeken bir platform var ortada. Charlie Brooker’ın o rezil bölümleri kendinden kopyalamasına rağmen rezil yazabilmesi ve eski güzel senaryolarını sırf para uğruna yeniden kullanıp biz geri zekalılara sunması da ayrıca takdir edilmesi gereken bir durum. Sürekli kendi ekmeğini yiyor. Fikirleri bittiyse, ki net olarak bitmiş, uzatmanın manası yok. Para için kendini bu durumlara düşürmenin de manası yok. Şan şöhret ya da bilinci arttırmak için olmadığı apaçık ortada çünkü.

Bir evren kurduk.

İlerlettik, sansasyon yarattık. Oyunların içine girdik, yapay zekalar ürettik. Asla bahsedilmeyen, denenmeyen şeyleri denedik.

Karanlık şeyler yazdık ama sevildik, çünkü hem çok uzak hem çok yakın ihtimalleri gösterdik.

Sonra para kazandık.

Para gözümüzü kör etti.

Netflix’e ruhumuzu sattık.

Para ve Netflix bizi seviyesizleştirdi.

Yapılmış yapay zeka, sosyal medya eleştirisini tekrar sunduk. Resmen izleyenleri aptal yerine koyduk.

Herkes de afiyetle yedi.

Striking Vipers

Playtest’te ve o da yetmediği için USS Callister’da oyun içine giriş fikrini kullanan Charlie Brooker bize bir sürpriz daha yapıyor ve yine oyunun içine giriyoruz. Elektronik aletlerden korkmayı ve onları dolap diplerine, kutulara saklamayı Arkangel’la görmemiz de önemli değil.

Övülecek kısmı da var. Eşcinselliği hemen her yapıma koymasıyla ünlenen Netflix’in bunu Black Mirror’da işlediği en iyi kısmı (artık eski büyüsünü kaybeden San Junipero hariç) bu bölüm olmuş diyebiliriz. ‘Oyun içine girerek cinsiyet değiştiren bir birey gerçek hayatta eşcinsel midir, yoksa sadece oyuna bağlı mı düşünülmelidir’ fikri oldukça güzel.

Sırf bu fikri işledikleri için senaryo puanını 0 vermemeye karar verdik. Nerden öğrendilerse bitiş sahnesinden önce yönetmen adı sonra yine bir sahne ve sonra senarist adı göstermeleri baydı. Bunun süreklileştirilemeyecek bit tarz olduğunu anlayıp insan gibi bitirmelerini de cidden çok istiyoruz.

Smithereens

Çok belli, çok tahmin edilebilir. Herkes unutur yerlerine yenileri gelir. Fifteen Million Merits’te işlendi ama hiç önemli değil. Üstüne bir de Nosedive’de işlendi ama o da önemli değil. Beğenilmeyen Metalhead’in ve Crocodile’nin yarısı kadar bile etkileyiciliğe sahip değil. Çok basit ve oldukça başarısız, fazla konuşmaya gerek yok 0/10’luk bir bölüm. Ya da oyunculuk hatrına 2.

Rachel, Jack and Ashley Too

En kötüsü. 5 sezonun en rezalet ve aptal işi. Miley Cyrus’un otobiyografisidir diye düşünsek bile (ki Netflix’in bir duyar arttırma işi yapması olasılığı artık sıfır olduğundan bu ihtimale biz de sonradan inanmadık) sürekli başrolün aşırı dozdan ölüp yerine Rachel’ın geçmesini ve sömürülmesini göreceğimizi düşünüp çok tahmin edilebilir bulsak da işler berbatlaştıkça ve çocuklaştıkça o sonun gelmesi için yalvardık. Biri gelir biri geçer fikrini yine Fiftten Million Merits’te izlesek de sürekli içimizden lütfen kurtarma operasyonu olmasın dedik.

15 yaşındaki iki geri zekalının kolayca hacklediği sistemlere mi, her yerin güvenlikli olduğu eve güvenliği kafalayıp rahatça girmeleri klişesine mi, bir Disney filminin yanlışlıkla Black Mirror başlığı altında sunulmasına mı yoksa boşa giden bir buçuk saatimize mi yanalım bilmiyoruz.

Senaryonun cıvıklığı, ortalık karışıkken bile sürekli esprili laf sokmalı konuşmaya çalışan baş karakter olması klişesi de muazzam. Komadaki başrolün ölüp aşırı çocuksu şekilde yeniden dirilmesi sahnesini Tangled’dan beri görmediğimiz için bittiğini sanmıştık ama bitmemiş. 0’lık bir bölüm daha.

Birbirine orta parmak uzatan ergen elemanlarla dolu dizilerden biri olan Black Mirror umarız 6.sezonu çekmez. Düzelmesi umudumuz tamamen yok olduğu için artık sadece böyle bir dilekte bulunabiliyoruz.

(Puanı genel sezona verdik. Senaryo 5’i ilk bölüm, oyunculuk 5’i de ikinci bölüm için.)

  • 2/10
    Oyunculuklar - 2/10
  • 2/10
    Senaryo - 2/10
2/10

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Pin It on Pinterest