A SIMPLE FAVOUR – İNCELEME

A Simple Favour; daha önce Spy, The Heat, Ghostbusters (2016) gibi Hollywood filmleriyle adını duyuran Amerikalı yönetmen Paul Feig’in son filmi. Bu film de bir kitap uyarlaması fakat ben kitabı okumadım ve yine sadece film hakkında yazacağım. Film Stephanie isimli dul bir vlogger annenin, oğlunun okul arkadaşlarından birinin annesi olan Emily ile tanışması ve Emily’nin aniden ortadan kaybolmasıyla ilgili. Onu tanıyan herkesçe sırlarla dolu karanlık biri olarak görülen Emily’yi arayan kocası Sean ve arkadaşı Stephanie bu kovalamaca meselesi ilerledikçe kendilerini av ve avcının belirsiz hale geldiği bir döngü içinde buluyorlar.

A Simple Favour için söylenebilecek tek şey; daha önce de böyle filmler izlemiş olmamız. Bu, aşıkların evlenmesiyle sonuçlanan romantik filmler tarzı bir durum değil. Bu tarz bir gerilim filmi yapılıyorsa ya da daha doğrusu böyle bir kitap yazılıyorsa daha önce bu konu kullanılmış mı diye araştırmakta fayda var. Araştırılmasa bile kıyıda köşede kalamayan 2 yapım var ki; yazarın da yönetmenin de onları göz ardı etmiş olması imkansız.

A Simple Favor tam olarak David Fincher’ın mükemmel uyarlaması Gone Girl ve Christopher Nolan’ın en sevdiğim filmlerinden biri olan The Prestige’nin karışımı. Neredeyse tamamen aynılar. Gone Girl’ün de bir kitap uyarlaması olduğunu biliyoruz ve bu işin nasıl yapılacağının en mükemmel kanıtıydı. Yani bu konuda bir kitabı filme dökmek açısından. The Prestige ise ikiz karakter ve yer değiştirme temalı en iyi örnek.

Gone Girl’ü izlerken baştan sona filmi saran o karanlık havayı çok başarılı bulmuştum ve Fincher’ın yönetmenlik açısından kendini en çok geliştirdiği filmi olduğunu düşünmüştüm.

Amy’nin kayboluşunun dışardan çok ufak görünen fakat aslında çok derin olan bir sebebi vardı ve Amy Dunn karakteri Fincher ve Rosamund Pike birleşimiyle ekrana öyle bir yansıtılmıştı ki; uzun zamandır izlediğim en havalı psikopat kadın karakter olabilirdi. Fakat A Simple Favour, gergin havayı bozan aşırı güzel soundtrack albümü ve olur olmaz her yere sıkıştırılmaya çalışılan Marvel tarzı yersiz espirileriyle ne olduğu belli olmayan bir film.

Filmin renkleri çok iyi. Başlarda ‘yeterince karanlık olmayan bir havada yine de yeterince karanlık olabilen bir film’ hissi verse de bir süre sonra kendi içinde boğulan sıradan bir Hollywood filmi haline geldi.

Soundtrack’i çok güzel olan filmlere karşı bir önyargı beslediğimi daha önce de söylemiştim. Bu Goran Bregovic ya da Cliff Martinez tarzı bir soundtrack değil. Uygun olarak seçilip filme konmaktan çok; konduğu sahneyi söndüren ve kendisi öne çıkan, karakterleri ve filmi geride bırakan ve sanki şarkıya uygun sahne çekilmiş havası veren tarzda bir soundtrack. Ne zaman müzik çalsa filme odaklanmayı bırakıp bu şarkı ne acaba diye internetten bakmak hissettiğimi hatırlıyorum.

Kitapları okusak da okumasak da filmlerin her zaman daha farklı çekildiğine zaten alışığızdır. İyi ya da kötü fark etmez. Genelde eksik ya da yalın kalırlar ama bazen kitabından daha ileri giden filmlerle karşılaştığımız da olabilir. A Simple Favour’da bana bu hissi sanırım yersizce komikleştirilmeye çalışılan sahneler verdi. Stephanie kitapta da gerçekten bu kadar salak mı diye düşündüm. En sonda velilerden birinin Emily’ye çarptığı sahne ve söylediği sözler de başka bir gereksizlik.

Filmde oturamayan bir nokta da filmin filmden çok bir dizi tarzında çekilmiş olması. Yanı 5 bölümlük mini diziyi zorla sıkıştırıp film yapmışlar gibi bir havası vardı. Normalde birkaç filme bölünmüş veya dizi yapılması anlamsız olmuş olan yapımlar hakkında olumsuz düşünürüm fakat bu filmde Stephanie ve Emily o kadar hızlı şekilde tanıtılıp ilerlendi ki; çoğu zaman bağlantı kurmak zor ve saçma bir hale geldi. İkinci yarıda şu an ne izliyorum diye düşündüğüm zamanlar oldu. Bu kesinlikle Interstellar tarzı ‘biz az önce ne izledik’ karmaşası ve üzerinde durulması gereken bir şey değil, sonuçta basit bir film. Fakat yine de böyle olmayabilirdi.

Karakter yazımı başarısız. Emily karanlık, yalancı ve psikopat biri gibi yansıtılmaya çalışsa da çoğu sahnede asi liseli kız havası verdi. Gone Girl’deki Amy Dunn tam bir pislik olduğuna bizi inandırırken; Emily ikiz kardeşinin önünde bile ağlak bir kıvama gelerek ne olduğu belli olamayan bir karakter olarak ekrana yansıdı. Blake Lively’nin oyunculuğunu zaten fazla beğenmem, o role Jennifer Lawrence daha çok yakışabilirdi mesela. Keşke Emily’nin kıyafetlerinden çok karakteri gösterişli olabilseydi. Bu filmde kaybolma kısmı planlanmış değildi, sonradan karar verildi ve sebep de para ile çocuk sevgisine ve anneliğe bağlandı; fakat filmin ne başında ne de sonunda Emily ve oğlu arasında, böyle bir olay yaşanmasına sebep olacak bir sevgi, ilişki göremedik.

Stephanie rolünde Anna Kendrick başarılıydı. Fakat karakteri o kadar sinir bozucu ve saçmaydı ki bir süre sonra onu da sevmemeye başladım. Sean karakteri için ise iyi ya da kötü bir eleştirim yok, nötr.

Kitap ve film, ikisinde de ortak şekilde saçmalanan kısım da sürekli taraf değiştiren karakterler ve net bir duruş sergileyememeleri olmuş. Kim kimin tarafında ya da iyi olan kim sorunu biraz abartıldı.

Filmin iyi yanları da var. Hikaye anlatımı, kaliteli şarkı seçimleri (şarkılar kendi başlarına güzel, sadece filmi geride bırakmalarını sevmedim), kostüm ve dekor, ilk yarıdaki o tiyatral havada verilen gerilim. Yani ilk iki yarıyı farklı kişilerin yönetmiş olabileceğini bile düşündüm. Temponun düşmemesi ve The Prestige’nin yanına yaklaşamasa da kendi içinde güzel olan final sahnesi de (araba çarpması hariç) filmin artılarından.

Sonuç olarak A Simple Favour; vakit geçirip gerilime komik bir bakış açısı katmayı seviyorsanız izleyebileceğiniz; fakat ciddiye almamanız gereken, gerilim dozu yüksek olup daha kaliteli bir hale gelebilecekken kara mizah furyasına tutulup bir adım aşağıda kalan normal bir film.

  • 6/10
    Yönetmenlik - 6/10
  • 7/10
    Diyaloglar - 7/10
  • 7/10
    Kostüm-Dekor - 7/10
  • 6/10
    Senaryo - 6/10
  • 7/10
    Müzikler - 7/10
  • 5/10
    Kurgu - 5/10
  • 6/10
    Oyunculuklar - 6/10
  • 5/10
    Sinematografi - 5/10
6.1/10

Özet

+Müzikler
+Temponun düşmemesi
+Tiyatral bir gerilim havası
-Yersiz espiriler
-Senaryonun sanki önceden yazılmak yerine sahne sahne yazılıp o an çekildiği havası vermesi
-Müziklerin güzel olmasına rağmen fazla öne çıkmaları
-Daha iyi olabilecek oyunculuklar
-Hızlı ilerleyen bir kurgu
-Daha önce de benzerlerini gördüğümüz bir film

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Pin It on Pinterest