ÖZEL – 10.YILINDA BREAKING BAD #antika

2018, AMC’nin tüm dünyayı ters yüz eden mükemmel dizisi Breaking Bad’in 10.yılı. Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi dizilerinden biri hatta belki de en iyisi olan Breaking Bad için 10.yıldönümü şerefine biz de bir şeyler yazmak istedik.

Kaliteli film nasıl olur, film nasıl olur yazılarında bir yapımın taşıması gereken özelliklerden bahsetmiştim. Breaking Bad her şeyi barındırmaktan öte üstüne o kadar fazla şey koyan bir dizi ki; senelerce uğraşılsa bile üstüne çıkılamayacağını düşünüyorum. Dizi mantığında bana göre her gelen sezon bir öncekinden daha üstün olursa, seyirci sonraki sezonu büyük bir açlık ve merakla bekler. Fakat bu yol bir süre sonra seyirciyi çok fazla büyük beklentiler içine sokmaya başlar ve en ufak başarısızlığında yere çakılmasına sebep olur. Bu da bir dizinin kalitesinden anlayan izleyici kesimin sıkılmasına ve izlemeyi bırakmasına yol açar. Bazı yapımcılar bunu sorun etmeyip her yapımı seven kitleyle yoluna devam ederken; Six Feet Under ya da Breaking Bad tarzı bazı efsane dizilerin yapımcıları ve yönetmenleri kaliteden asla ödün vermemeleriyle zirveye oturmayı başarmıştır bizce.

Peki gerçekten Breaking Bad neden bu kadar sevildi? Neden bu kadar özel? Neden 10 yıl geçmesine rağmen hala en iyi diziler listelerinde ütopik puanlarla ilk sırada?

*Yönetmenlik

Diziye ödül kazandıran kamera açılarını, Hitchcockvari sahne geçişlerini, sizi koltuğunuza çivileyen sezon başı ve sezon sonu bölümlerini bilmeyeniniz yoktur sanırım. Her yönetmen kendi yapımlarında size görmenizi istediği şeyi gösterir. Breaking Bad’de yönetmen ve yapımcı Vince Gilligan bize evrimi, insan psikolojisini ve uyuşturucunun bu kadar içinde olup uyuşturucudan bu kadar uzak durmayı gösterdi. Bir insanın doğuşu, yükselişi, çöküşü, ölümü her şeyi o kadar ‘insanca’ sunuldu ki; tek bir sahnede bile ‘bu kadar tesadüf klişe olamaz’ demedik. Walter White karakteri o kadar yavaş ve güzel krallaştı ki; hepimiz dünya üzerinde ondan daha tehlikeli bir başka adamın yaşayamayacağına inandık.

*Oyunculuklar ve Karakterler

Hepsi ayrı ayrı mükemmel.

Walter hep daha fazlasını istedi. Bu yolda öldü, öldürdü, her şeyi kazandı, kaybetti. Ailesi için girdiği yoldan kendi için çıkan ve sevdikleri için her şeyi feda etmeye hazır olan inanılmaz bir karakterdi. Geriye tek bir açık kapı, kendinden daha akıllı olduğunu düşündüğü tek bir insan bırakmadı. Bir insanın klişeleşmeden doğal bir şekilde kayışı koparışını ve hiçlikten krallığa terfi edişini canlandırmak kolay iş olmasa gerek. Yeni Batman filmi için adam aranıyorsa yaşına bakılmaksızın Bryan Cranston alınabilir.

Walter’ın gittikçe Jeese James’e dönüşmeye başlaması da harika bir gönderme. Mike bir noktada harika bir laf etmişti; fakat Walter gitgide ortadan kaldırdığı Gus Fring’e kendisinden daha fazla benzemeye başladı. Kralı öldürdükten sonra bir süre boş olarak dolaşsa da sonunda birçok yönünü isteyerek birçoğunu da istemeyerek yeni kral olmayı başardı.

Bir diğer oyunculuk patlaması da Aaron Paul. Jesse’nin korkularını, büyümesini, herkesi ağlatabilen ağlamasını, kolayca manipüle edilebilmesini inanılmaz iyi yansıttıı. Bazı sezonlar haricinde fazla favorim olmasa da canlandırdığı karakterin önemi ve başarısının diziyi çok daha ileriye taşıdığı bir gerçek.

Walter dışında ikinci favori karakterim açık ara Saul Goodman. Dünyanın en komik karakterini böyle bir diziye katabilmek mükemmel bir başarı. Hank, Mike, Gustavo, Skyler, Marie, sadece yürüyüşü için bile onlarca ödül alması gereken Walter Jr. ve bebek haliyle rol yapabilen küçük Holly.. Sanırım dünya üzerindeki en iyi cast, açık ara en iyisi.

Yanınızda olsa öldürmek isteyeceğiniz karakterlerle dolup taşması, babanız olsa aynı Flynn gibi tepki vereceğiniz halde izlerken tüm karşı koyma çabalarınıza rağmen maalesef onun tarafını tuttuğunuz dünyanın en pislik karakteri Walter White’yi içermesi mükemmel oyunculuk şovunun kanıtları.

*Senaryo

Foreshadowing konusunda okullarda ders olarak okutulması gereken bir senaryo var ortada. Dizi başlamadan önce yazılmış, düzenlenmiş olduğu açıkça belli. Hiçbir sekme, kopukluk, gereksiz karakter ya da olay yoktu. Her karakter bir olayın başlatıcısı oldu ve hepsi ana olaya bağlanmayı başardı. Uçak kazasına yol açan olayları bile listelediğinizde iki insanın nasıl dünyanın altını üstüne getirdiğini görebilirsiniz.

Jesse’nin robot hayali, örümcekler, Gus Fring’in iki yüz laneti, uçan pantolonlar, bıçaklar ve zaten hepimizin bildiği birçok detayıyla tam bir başyapıt.

*Müzikler

Walter’ın Jesse ile olan çocuğun zehirlenmesi tartışmasından sonra neşeyle çaldığı ıslığın hangi şarkıya ait olduğunu öğrenmek bile şoka girmeye yetiyor. Her sahne için özenle seçilen anlamlı şarkılar da Breaking Bad’i Breaking Bad yapan temel unsurlardan.

*Dekor

Hiçbir masraftan kaçılmamış, kaçıldıysa bile mükemmel örtbas edilmiş.

Oldukça basit ve silik olabilecekken içerdiği -bizce- yüksek kalite mizah anlayışı, Taken ya da Fast and Furious olmayan ama yine de sizi koltuğa çivileyen aksiyonu, 5 sezon boyunca; tek filmde boş bir şekilde 75 kişiyi öldüren John Wick gibi saçmalamadan 270 kişiyi tertemiz öldürebilmesi, Walter’ın Jesse’ye olan bir türlü bitmek bilmeyen sevgisi ve minneti için bile izlenir.

5 sezon olarak çekilen dizi aslında çok fazla zamanı kapsamıyor, yaklaşık 1-2 yıllık bir dönem. Fakat bu kısa sürede bir sürü olay, ölüm, doğum gördük. Kimlerin gelip geçtiğini düşünmek bile ilk bölümlerdeki saf Walter-Jesse ortaklığını özleyip diziyi yeniden izleme ihtiyacı hissettiriyor. Ortada tüm dünyayı zekasıyla yenen ve herkesle dalga geçen bir adam var. 50 yaşlarında basit bir kimya öğretmeni, ezik biri. Böyle birinin kral oluşunu izlemek gerçekten muazzam. Walter White’yi o kadar iyi tanıdık ki yaptığı hiçbir şey bize anlamsız ya da aşırı anlamlı gelmedi.

Özetle; izlemeden ölmemeniz gereken bir dizi. Evet ilk sezondaki 3 bölümü izlediniz ve sizi sıktı. Fakat ara verdikten sonra sırf meraktan devamını getirip bağımlısı olan ekibe katılmamanız için hiçbir sebep yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Pin It on Pinterest