ARİF V 216 – İNCELEME

Cem Yılmaz, G.O.R.A. ile başlayan bilim kurgu mizahına, A.R.O.G.’dan sonra serinin üçüncü halkası Arif v 216 ile devam ediyor. G.O.R.A. ile Türk komedi tarihindeki belki de en başarılı işe imza atan Cem Yılmaz, yıllar boyu dillerden düşmeyen G.O.R.A. esprileri ile adeta ölümsüz bir karakter haline gelen Arif’i yeniden sinema perdesine taşıyor.

Her filminde bilim kurgunun değişik ögelerini kurgusuna taşıyan Cem Yılmaz, Arif v 216’da da zaman yolculuğu temasını kullanıyor. G.O.R.A.’da tanıştığı sevgili robot arkadaşı 216’nın insan olmak isteyişinin ardından Dünya’ya Arif’i ziyarete gelişinin ardından yaşadıkları absürt komedi hikayesi, filmin genel temasını oluşturuyor. Ancak filmi bu yönüyle değerlendirmek pek mümkün değil, zira Arif v 216, oldukça fazla yönü olan bir film.

Cem Yılmaz, yönetmen ve senarist olarak her filminde (Ali Baba ve 7 Cüceler hiç çekilmemiş varsayarak) kendisini sinema dili anlamında bir kademe öteye taşımayı bilen, ufku açık bir sinema insanı. Her Şey Çok Güzel Olacak ve G.O.R.A. ile başlayan senaristlik macerası, ilerleyen filmlerinde yönetmenlikle birleşti ve Cem Yılmaz kendisini her filminde sanatsal ve kurgusal anlamda bir üst noktaya taşıdı. Yahşi Batı ince esprileri ve oldukça başarılı mekan ve kostüm tasarımlarıyla, Hokkabaz anlattığı hikayesi ve de samimiyetiyle, Pek Yakında kurgusu ve sinematografisiyle bir önceki filmlerine göre gelişmeyi bariz bir şekilde açık ederken bir yandan da Türk sineması adına bir gelişim sinyali anlamına geliyordu. Birbirinin aynısı onca tip komedisinin arasından bu ufku açık yönüyle sıyrılmayı başaran Cem Yılmaz, Arif v 216’da da az önce saydığım tüm temaları sinema adına çok başarılı şekilde kurtarıyor. Arif v 216 kesinlikle görsel açıdan belki de Türk sinemasının en başarılı işlerinden. Oldukça emek harcandığı belli olan sahne ve kostüm tasarımları, 60’lar temasının sinematografisi, çekim teknikleri ve cesur aksiyon sahneleriyle kesinlikle Türk sineması için bir üst noktaya ulaşmayı hedefleyen bir film. Bu da filmin çok yönlülüğünün ilki.

Öte yandan, Arif Işık karakteri, daha önce de bahsettiğim Türk sinemasının tip komedisinin sığlığından kesinlikle apayrı bir noktada, orijinal bir karakter. Bu orijinalliğinin en büyük sebeplerinden biri de, belki de absürt komedi film örneklerinin arasında Türkiye’de bir ilk olması. G.O.R.A. ile hayatımıza giren Arif Işık karakterinin doğallığı, Türkiye’nin genel insan yapısının Cem Yılmaz tarafından oldukça güzel tespiti ve yalnızca bir karakterde olgun, şık ve kesinlikle komik bir şekilde yedirilişi Arif’i Türk sineması adına önemli bir karakter haline getiriyor. Arif v 216’da yeniden hatırladığımız ve yad ettiğimiz Turist Ömer (Sadri Alışık) neyse, Cüneyt Arkın neyse, Cem Yılmaz ve Arif Işık da kesinlikle Türk sinemasında adı unutulmayacak önemli yazılmış karakterlerden. Belki de Cem Yılmaz, bunu bildiği için ya da, eskiden olduğu gibi yaratılmış samimi tip komedilerine duyduğu özlemden dolayı filminin temasını tam da bu noktaya yönlendiriyor: Nostalji.

Arif v 216, genel anlamıyla bir nostalji filmi. Cem Yılmaz, seyircisini ve filmini eski Türkiye’de bir yolculuğa çıkarmayı amaçlıyor. Bu sebeple de filmini süsleyen birçok detayı seyircinin takdirine bırakıyor. Çağlar Çorumlu’nun hayat verdiği müthiş Zeki Müren tiplemesinin orijinalliği, komikliği ve de nostaljisiyle hem gülüyor hem de hayran kalıyoruz. Zeki Mürenler, Cüneyt Arkınlar, Ajda Pekkanlar, Filiz Akınlar, Sadri Alışıklar, Ediz Hunlar, Ayhan Işıklar… Bir zamanların efsane oyuncularının, sanatçılarının hepsine bir saygı duruşu niteliği kazandırmayı hedefleyen Cem Yılmaz, komedi temasının dışında kalmamayı da çok doğru bir şekilde başararak, her karakterin en keskin özelliklerinin tipleştirilmesiyle mizahı çok güzel birbirine harmanlayarak, kesinlikle saygı sınırının dışına çıkmadan, ironiyi dozunda kullanarak doğru bir komedi yapmayı başarıyor ki belki de filmin en çok takdiri hak eden kısmı bu zor dengeyi doğru tutturabilmesi.

Filmin genel anlamda Yeşilçam sevenlerine ve de şimdilerde eskiyi sıkça anan kesimin oldukça kendisine yakın bulacağı seviyedeki esprileri, genel kitleye de hitap edecek esprilerinin önüne geçmiyor, arkasında da kalmıyor. Cem Yılmaz, her yaş kitlesine hitap edebilmeyi hedefleyen bir mizah altyapısı hedefliyor olsa da, filmin hangi mizah unsurları daha komik diye soracak olursak, kesinlikle nostalji mizahı olarak cevap verebiliriz. Arif – Cüneyt Arkın diyalogları, başlı başına Zeki Müren, ince yedirilmiş göndermeli Yeşilçam diyalogları, Yeşilçam klişelerinin filmin içerisine sırıtmadan yedirilişi (hatta filmin kendi içinde başlı başına bir Yeşilçam filmi olması) kesinlikle Arif karakterinin alt seviye küfürlü mizahının yanında oldukça kaliteli kalıyor ki, Cem Yılmaz’ın her geçen filminde rotasını bu yöne doğrulttuğu (yeniden tekrarlıyorum, Ali Baba ve 7 Cüceler çekilmedi varsayarsak) da bir gerçek.

Filmin karakteristik nostalji temasının ardında süregelen macera öyküsü, filmin hareketliliğini sağlayan kurgusal unsur. Arif v 216’nın Yeşilçam-bilim kurgu karışımı sürreal öyküsü, zaman ve mekan tanımadan devam eden eğlenceli bir öykü. Eskilerin naifliğinden, post-apokaliptik 2017’lere Arif Işık’ın alışık olduğumuz maceraları, eski filmlerinin temalarıyla da zaman zaman karşımıza çıkıyor ki, bunlar da G.O.R.A.’nın efsane karakterleri Garavel Usta ve tabii ki Erşan Kuneri.

Erşan Kuneri karakteri başlı başına filmi yapılabilecek derecede kaliteli bir mizahi tipleme. Arif v 216’da da, kısıtlı sahnelerine rağmen filmin belki de en eğlenceli sahnelerini Erşan Kuneri ve Arif’le yaşıyoruz. Diyalogları, altyapısı, oyunculuğu ve de üslubuyla orijinalliğin ve de marjinalliğin doruklarında dolaşan Erşan Kuneri karakteri, Arif v 216’yı süsleyen en büyük etmenlerden biri. Özkan Uğur’un canlandırdığı meşhur Garavel Usta’ysa, G.O.R.A.’daki akıl hocalığı rolüne devam ederek, Arif’in macera arkadaşı olmayı sürdürüyor. Filmdeki belki de en olmayan karakter Zafer Algöz’ün karakteri olsa bile, o bile yarattığı absürtlükle filmin potası içerisinde göze batmayacak kadar komik.

Yer yer G.O.R.A. esprilerinin tekrarıyla nostalji havasını Cem Yılmaz kendi filmleri için de uygulasa da, belki de G.O.R.A.’ya olan bu atıflar filmin G.O.R.A. ile karşılaştırılacak olması yanılgısına sebep açacak en büyük etmenlerden biri. Arif v 216 kesinlikle G.O.R.A. ile karşılaştırılmaması gereken bir film çünkü. Gerek temasıyla, gerek içerdiği yer yer siyasi, yer yer absürt, yer yer bel altı, çoğunlukla ince esprileriyle G.O.R.A.’dan oldukça farklı bir mizah temasına sahip olan Arif v 216, Cem Yılmaz sineması içerisindeki en olgun film kabul edilebilir. Önceki filmlerdeki az zamanda çok şey anlatma kaygısı yerini oturaklı bir kurguya, genellikle sokak ya da Amerikan göndermeli mizahı yerini nostaljik/öze dönük bir mizaha, pahalı ancak yapay sinematografisi şık ve hayran verici bir kimliğe dönüşüyor. Arif v 216, Pek Yakında’nın Yeşilçam temasını kaldığı yerden devam ettirmekle birlikte, G.O.R.A.’dan özlediğimiz karakterlerle, özlediğimiz mizahı tadında ve yerinde kullanarak bizlere 2 saatlik keyifli bir macera öyküsü vaat ediyor.

Filmin yönetmeni Kıvanç Baruönü, sade ve dikkat çekmeyecek güzellikte bir iş çıkarıyor. Cem Yılmaz’ın kafasındaki sahne tasarımlarını başarılı bir şekilde sahneye aktarabilirken, bir imza taşımayan ‘teknik’ bir iş çıkarıyor. Uçak sahnelerinin iyi kurtarılışı Baruönü için artı hanesine yazılsa da genel anlamda gösterişsiz, ancak kötü olmayan normal seviyede bir yönetmenlik performansı izliyoruz.

Arif v 216, aynı kategoride ‘varsayılan’ basit, yavan ve varoş karakter tiplemelerinin arasından bir güneş gibi doğarak bizlere yeniden özlemini duyduğumuz kaliteli mizahı vaat ediyor. Toplumun “hayvanlıklarının” komikleştirilmeye çalışıldığı, ya da hızlı/gereksiz diyalogların komik zannedildiği günümüz Türk komedilerinin arasında çizgisini koruyarak kendine ait epeyce geniş ve kaliteli bir yol çizen Arif Işık ve tayfası, maceranın bitmediği sinyallerini de vererek, kaliteyi koruma umuduyla gelecek için de bizlere göz kırpıyor.

Cem Yılmaz, bol bol göndermeler yaptığı Zeki Demirkubuz ve Nuri Bilge Ceylan’ın izinden giderek, ‘kaliteli’ olma yolunda iradesini koruyor ve seyirci baskısına rağmen mizahını kendi istediği yönde icra etmeye devam ediyor. Türk sineması adına her anlamda başarılı ögeleriyle Arif v 216, şimdiden Cem Yılmaz klasikleri arasında yerini almaya aday bir film. Ayrıca kesinlikle komik ve geçmişe dair özlemi olanları hüzünlendiren bir film.

  • 8/10
    Senaryo - 8/10
  • 7/10
    Yönetmenlik - 7/10
  • 8.5/10
    Sinematografi - 8.5/10
  • 9/10
    Oyunculuklar - 9/10
  • 9/10
    Müzikler - 9/10
  • 9/10
    Kurgu - 9/10
8.4/10

Özet

+ Detaylı ve katmanlı kurgusu
+ Harika sahne ve kostüm tasarımı
+ Türk sinemasında denenmeyeni denemesi
+ Arif Işık, Erşan Kuneri, Zeki Müren tiplemesi ve niceleri…
+ Mizahi ögelerin olgunluğu
– Besim karakterinin diğer karakterler yanında sönük kalması
– G.O.R.A. atıflarının fazlalığı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Pin It on Pinterest