TWIN PEAKS 3.SEZON 14.BÖLÜM – İNCELEME

Twin Peaks’i izlemeye devam etme sebebim sadece bir an önce sezonu bitirebilmek. Bir sonraki bölümde ne olacak acaba diye merak etmeyi ilk bölümlerde bıraktım. Bölüm incelemelerini de heveslenip yazmaya başladığım için yarım bırakmam kötü olur diye düşünüyorum.

14.bölümde dizi hem toparladı hem de saçmalamaya biraz daha yaklaştı. Saçmalama sebebi de bundan önceki 3-4 bölümde içi boş sahneler izlettirip bu bölümde birden çok olayı açıklığa kavuşturmaya çalışması. Bu olaylardan biri başta Albert’in Tammy’ye anlattığı Blue Rose konusu. daha önce de Albert, Tammy’ye bundan bahsetmişti. Konu henüz çok net değil. Sadece hikayesinden biraz bahsedildi. İçinde Cooper ve Jeffries’in olduğu bir operasyon sonucu aniden yok olan fakat yok olmada önce mavi gül gibi hissettiğini söyleyen bir kadından ve bunun ne anlama geldiğinden konuşan ikiliye daha sonra Gordon Cole de eşlik etti. Sonuçta mavi gül gerçekte var olan bir çiçek olmadığı için, mavi gülden bahseden ve sonradan yok olan kadının (Lois Duffy) da aslında gerçekten var olmadığı kanısına varıldı.

Çözülmeye çalışılırken saçmalığa kayan kısma da değinmek istiyorum. Garland Briggs’in karnından çıkarılan yüzüğü Diane’ye gösteriyorlar ve Diane, yüzüğün içindeki Janey ve Dougie yazılarını tanıyor. Janey, Diane’nin üvey kardeşi. Ama işin tuhaf kısmı; Diane, en az 10 yıldır evli olan çifti herhalde hiç görmemiş olacak ki, Dougie ve Cooper benzerliğinden bile bahsetmiyor. Kardeşiyle aralarının bozuk olduğunu ve uzun süredir görüşmediklerini söylüyor. buna gerçekten hiç ama hiç gerek yoktu. Böyle bir şey olamaz. Saçları değişik taramakla eski mükemmel günlere geri dönülmüyor. Bu görülmeyen, kavgalı olunan üvey kardeş olayı/klişesi ancak bizi aptal yerine koyan primetime dizilerde olabilir. Sen David Lynch’sin, silkelen ve kendine gel lütfen.

Sırada Gordon Cole’nin Monica Belluci rüyası var. Evet Monica Belluci, yanlış okumadınız. Rüyasında Monica Belluci’den ‘hepimiz kendi hayalimizde yaşayan hayalperestleriz’ cümlesini duyan Cole, arkasını döndüğü zaman orada Cooper ve Phillip Jeffries’i görüyor. Herkes genç ve David Bowie hala hayatta. Zaten Twin Peaks’in filminde Bowie’ye yer verildiğini daha önce de söylemiştik. Rüyada Jeffries eliyle Cooper’ı işaret ediyor ve ‘Kim bu adam?’ diyor. Cole de Cooper’ı gerçekten hala bulamadıklarını anlıyor. Rüya kısmında varoluşçu ve nihlist bir hava var. Lynch zaten bize hayal gördürmeyi, gerçeği ayırmamızı zorlaştırmayı seven bir yönetmen. İleriki bölümlerde varoluşçuluğa daha çok değinebilir.

Şimdi Twin Peaks’e uzanalım. Daha önce de kirli işler çevirdiğine tanık olduğumuz polis memuru Chad sonunda tutuklanıp polis merkezinde bir hücreye kapatılıyor. Ardından, Binbaşı Briggs’in notunda yazan Jackrabbit’s Palace’yi bulmak için yola koyulan şerif, Andy, Hawk ve Bobby dörtlüsü, yeri bulduklarında orada aynı zamanda baygın çıplak bir kadına rastlıyorlar. Kadın ilk bölümlerde Cooper’a paralel evrenden kurtulması için yardım eden gözleri olmayan kadın. İlk bölümlerde Cooper’ın kurtulmasına yardım ederken uzay boşluğuna düşen ve şimdi de burada karşımıza çıkan kadın, hala gizemini korusa da önceki konulardan ve zamanlardan biri olma olasılığını değerlendirmek gerek; çünkü bu bir David Lynch dizisi. Hatta kadın Blue Rose olayındaki Lois Duffy bile olabilir, bekleyip göreceğiz.

Kadını bulmalarının hemen ardından, 11.bölümde Cole tarafından görülen gökyüzü girdabının aynısını bu bölümde şerif Truman ve ekibi görüyor. Gördükleri sırada, kadınla çok ilgilenen ve girdabın hemen önünde bulunan Andy, girdabın içinden 8.bölümde gördüğümüz devin (Fireman) evine geçiş yapıyor. Girdabı zaten bir portal olarak düşünebiliriz; fakat devin bulunduğu yer tam olarak hangi bölgeyi ve zaman dilimini kapsıyor bilmiyoruz. Burada da devreye yönetmenlik giriyor zaten. Siyah beyaz çekimlerden, karakterlerin yüzüne tam odaklayıp konuşmaları yavaş yavaş ilerleten sahnelerden sonra zaman diliminin daha eskilerde olduğunu söyleyebiliriz. Bundan sonra da Andy’nin bakışları altında ve elinde beliren tuhaf obje eşliğinde, 8.bölümün özeti bize gösteriliyor.

Girdap ne zaman ortaya çıkıyor ve içine kimleri alıyor sorularına gelirsek; girdabın ilk ortaya çıkışında etrafta zombi iblisler ve çıplak bir kadın cesedi vardı. Bu seferse sadece çıplak bir kadın var, henüz yaşıyor. Mesele ölü olmaları değil, orda olmaları. Yani bence kadınlar o girdaplardan yeryüzüne düşüyor. Ruth’u bilmiyoruz ama kör kadının uzaydan düştüğü yer de aynen Andy’nin içine çekildiği gibi bir ortamdı hatırlarsak. Girdapların zaman zaman açılıp kendi içlerindeki insanları farklı boyutlara taşıdıkları şu an için bence en mantıklı senaryo. Açılış zamanlarını da belki ileride öğrenebiliriz. Daha önce Gordon’u içine çekmeye çalışan, bu bölümde de Andy’yi alan girdapların bu kişileri neye göre seçtiğini söylemek zor. Saf, temiz kişileri seçiyor demek hiç Lynchvari bir yaklaşım değil. geçen sefer sadece Gordon görmüştü; fakat bu sefer şerif, Bobby ve Hawk da girdabı görüyor. Şimdiye kadar Andy’ye çok rol verilmediği için bile Andy seçilmiş olabilir.

Girdap yok olup Andy geri geldikten sonra, yaşadıklarını hiç hatırlamayan ekip soru işaretleriyle kasabayla geri dönüyor ve kadını yanlarına alıp bir süre polis merkezinde bir hücrede güvende tutmaya çalışıyor. Diğer hücrelerden birinde Chad, ötekinde ise yanağında büyük bir yara olan ve deli hareketleri sergileyen bir adam var.

Twin Peaks’te kalmaya devam edelim. Güvenlik görevlisi olarak çalışan eski yüzlerden James ve yeni bir karakter olan Freddie’nin sohbetini dinliyoruz. Sohbet ilginç yerlere gidiyor ve Freddie, sağ elindeki yeşil eldivenin sırrını açıklamaya başlıyor. Rüyasında Firemen isimli bir dev gördüğünü ve onun kendisine bu eldiveni takmasını, ardından da Twin Peaks’e gitmesini öğütlediğini anlatıyor. James şaşırıyor ama ben James olsam; her sevgilisi ölen (Donna’nın akıbeti hala belli değil gerçi), sürekli kandırılan, binbir türlü beladan kurtulmayı başaran ve her işe burnunu sokan biri olarak bu kadar şaşırmak yerine olayı incelemeye başlardım. Zaten fırını kontrol etmek için içeri girdiği sahnede onun da birtakım olaylar yaşayacağını düşünebiliriz.

Freddie’nin diziye dahil oluşu her karakter gibi damdan düşen bir havada. Mutlaka bir bölümde katılacaktı farkındayım; fakat aniden Fireman ile olaya girmek yerine önceki bölümlerde sadece getir götür işleri yaptığını gösterseler bile biraz daha iyi olurdu.

Gelelim en karmaşık yere: Sarah Palmer. Bir barda içki içerken kendisine sarkıntılık yapan bir adama önce yüzünü yerinden çıkarıp içindeki farklı boyutu gösteren ardından da deyim yerindeyse adamı ‘yiyen’ Sarah Palmer’ın gizemini zaten birkaç bölümdür fark ediyorduk. Birkaç bölüm daha böyle sürecek gibi görünüyor. İçecek olarak Bloody Mary istemesi de ironik.

Hemen hemen her bölümün sonunda Roadhouse’ta kendi aralarında sohbet eden kadınlar var. Bu bölümdekiler kaybolan Billy adlı bir adam ve onun annesi Tina hakkında konuşuyorlar. Daha sonra da konuşanlardan birinin Billy’nin kardeşi olduğunu fark ediyoruz. Billy’nin kanlar içinde evden kaçtığını da dinledikten sonra, Chad’in de bulunduğu hapisteki yanağı kanlı ve yaralı kişinin Billy olma ihtimalini de göz önünde bulundurabiliriz. zaten ilerleyen bölümlerde açıklanır. Billy’den bahsetme sebebim ise Audrey Horne. Ortaya çıktığı bölümden itibaren kocası Charlie ile, kayıp olan Billy’yi araştıran ve bunun için Tina adlı birine telefon eden Audrey’i de umarım ilerleyen bölümlerde daha fazla görürüz.

 

 

 

  • 8/10
    Yönetmenlik - 8/10
  • 9/10
    Sinematografi - 9/10
  • 8/10
    Oyunculuklar - 8/10
  • 6/10
    Kurgu - 6/10
  • 8/10
    Kostüm-Dekor - 8/10
  • 6/10
    Senaryo - 6/10
7.5/10

Özet

+ ve -‘ler geçen bölümlerle aynı.

TWIN PEAKS 3.SEZON 14.BÖLÜM – İNCELEME” için bir yorum

  • Temmuz 4, 2019 tarihinde, saat 12:35 pm
    Permalink

    Neden kalan bölümlerin de incelemesini yapmadınız

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Pin It on Pinterest