TWIN PEAKS 3.SEZON 13.BÖLÜM – İNCELEME

Bu bölüm, olayları çözüyormuş ve hızlanıyormuş gibi görünen fakat aslında ikisini de yapmayan bir bölüm. Kötü Cooper, iyi Cooper hepsi bir şeylerin içinde çırpınıyor; ama sadece çırpınıyorlar. Biz şeyler öğrenebilmemiz için kötü Cooper’ın iki kişiyi öldürmesi gerekiyor.

 

Kötü Cooper’la başlayalım. Ray’in nerede olduğunu bulan kötü Cooper, onun bulunduğu yerdeki bir grup vasıfsız adama şov yaptıktan sonra, Ray’den Phillip Jeffries’in yerini ve Ruth’un kolundaki koordinatları öğreniyor. Tabii ki sonunda da Ray’i vuruyor. (Adamların arasında bulunan ve tip olarak diğerlerine hiç benzemeyen takım elbiseli gözlüklü adam ilginç, ilerleyen bölümlerde belki görebiliriz.)

Ray’i vurmadan önce, Ray ona bir yüzükten bahsediyor ve daha önce o kötü Cooper’ı vurduğunda bunu onun üzerine koymayı unuttuğunu söylüyor. Yüzüğü koymasını ise, kötü Cooper’ı vurmasını isteyenler söylemiş. Yani sanırım Jeffries. Yüzük oldukça tanıdık. Kötü Cooper, Ray’i vurmadan önce yüzüğü onun parmağına takıyor ve Ray vurulduktan sonra yüzükle beraber localara geçiş yapıyor. Buradan da yüzüğün kötü Cooper’ı localara döndürecek parça olduğunu anlıyoruz. Yüzük daha önce de ilk bölüölerde Dougie’nin parmağında olan yüzüğün aynısı.

Twin Peaks’in filminde David Bowie tarafından canlandırıldığını öğrenip sizle de paylaştığım Jeffries için bu sezon nolur hiçbir fikrim yok. Yönetmen oyuncu değişikliğine gidebilir belki; ama yine de henüz bir tahmin yürütemiyorum. Çünkü gerçekten Phillip Jeffries’e gelene kadar çözülmesi gereken bir dizi başka olay var.

Dougie-Cooper cephesinde de işler oldukça yolunda gitti. İki kelimeyi bir araya getirememesine rağmen oldukça geniş bir çevre edinen ve şansı her seferinde yaver giden Dougie, bu bölümde de ölümden döndü. Mitchum kardeşlerle olan dostluğu, Mitchumları ona karşı dolduran iş arkadaşı Anthony tarafından görüldü ve bunun sonucunda Dougie’yi yok etme görevi de Anthony’ye kalmış oldu. Las Vegas Polis Departmanı’nda ise, üç dedektifimizden bilgi alıyoruz. Dougie-Cooper’ın parmak izini araştıran bir dedektif, diğerlerine; onun kayıp bir FBI ajanı olduğunu ve aynı zamanda üç gün önce de bir hapishaneden kaçtığını söylüyor. Tabii ki diğerleri buna inanmıyor. Hatta haberi verenin kendisinin inandığını söylemek bile oldukça güç.

Mr.Todd denen birinden Dougie’yiöldürme emri alan Anthony, kirli işler yapan Las Vegas Polis Departmanı’ndan dedektif Clark’tan Dougie’yi öldürmek için yardım isteyen Anthony, ondan zehir alıyor. Zehiri Dougie’nin kahvesine döktükten sonra o kadar pişman oluyor ki; her şeyi Dougie ve patronu Bushnell’e itiraf ediyor.

Biraz da Twin Peaks’e uzanalım. İçki-sigara ve tuhaf davranışlarını sürdüren Sarah Palmer’ı izliyoruz. Sarah tıpkı geçen bölümlerde olduğu gibi garip sesler çıkaran televizyon karşısında oturuyor. Televizyonunun yanında küçük tavşan objeleri var. Normalde dikkatimizi çekmeyebilir fakat bu bir Lynch dizisi olduğundan ve tavşanlara da öteki boyuta geçiş açısından anlam yüklenebildiğinden dikkat etmekte yarar var.

Double-R’da ise yemek yiyen Bobby, Norme ve Big Ed’i görüyoruz. Sonunda sevdiğimiz bir yüzle daha karşılaştık. Big Ed hala Norma’ya aşık; fakat bu konuda oldukça çaresiz ve bir şey yapamıyor. Norma ve aavukatını başka masada otururken izliyor. Ve Lynch de bize Normaların masasından silik bir silüet şeklinde Ed’i gösteriyor. Dizinin sonunda da Ed’i yalnız başına ünlü gaz dükkanında otururken görüyoruz. Yanında, üzerinde Bear With Me yazan sahte bir ayı kafası heykeli var ve heykelin yanına bir de zil iliştirilmiş. Fakat Ed yalnız ve zili çalacak kimse yok. Belki de zil sahtedir kim bilir. Ayılarla ilgili bir de Audrey’nin kardeşi Johnny’nin kafasız ayısı aklıma geldi. Richard onların parasını çaldığı an sürekli ‘Bugün nasılsın?’ diye soran bir ayısı vardı ve onun da kafası yoktu hatırlarsak.

Ed dışarıyı izliyor ve biz de onun gerçekten üzgün ve yalnız olduğunu anlıyoruz. Ed’in gözünden dışarıyı seyrederken camda çok kısa bir an onun yansımasını görüyoruz. Ama gerçekten belli belirsiz. HD kalitede izlemeniz ve anlık olarak durdurmanız bile gerekebilir o derece kısa bir an. Bu anda ise Ed’in hareketleri yansımayla uyuşmuyor. Ed kendini izliyor ve o da bu anın farkında.

Değinmek istediğim diğer konu Audrey ve Charlie. Hala aynı ortamdalar. Gerçekten çok ilginç. Daha da ilginç olan ise hala aynı konuyu kaldıkları yerden konuşmaya devam ediyorlar. Audrey her seferinde Billy’yi aramaya gideceğini söylüyor fakat gitmiyor. Charlie ona git dediğinde ise Roadhouse’nin yerini bilmediğini söylüyor. Bir de konuşmanın sonunda Charlie’nin ona ‘işte senin hikayenin sonu Audrey..’ tarzında birkaç cümlesi var. Audrey eğer gerçekten Twin Peaks’teyse daha önce babasının kendisinden bahsetmemesi çok ilginç ve bir de Richard’ın onun oğlu olup olmadığı sorunsalı var. Audrey kafamı oldukça fazla meşgul etti. Daha önce de Dr. Hayward’dan onun komada olduğunu öğrenmiştik. Audrey’in ölmediği kesin. Ölse zaten diziye hiç dahil olmazdı bence. Fakat umarım 25 yıldır komada değildir. Bu 25 yıllık sürede olanlar gerçekten artık fazla can sıkıcı olmaya başladı çünkü.

Sonlara doğru ise James Hurley var.. İlk sezonlarda inanılmaz derecede sinirimi bozan James’i bile o kadar özlemişim ki. Cidden dizide eskiye dair ne varsa hepsini yeniden görmek harika. James bir şarkı söylüyor ve biz de onun hoşlandığı kız olan Renee’yi görüyoruz. İlk bölümlerde de James ve Rnee’yi görmüştük hatırlarsak. James eski sezonlarda her tanıştığı kadına aşık oluyordu hatırlarsak; fakat büyük aşkı Donna Hayward hala dizide yok. Belki o da James’in aşık olduğu diğer kadınların kaderine benzer şekilde 25 yıllık sürede bir şekilde ölmüştür. Şu an için bir bilgim ya da fikrim yok.

 

 

  • 8/10
    Yönetmenlik - 8/10
  • 7/10
    Sinematografi - 7/10
  • 7/10
    Kurgu - 7/10
  • 8/10
    Oyunculuklar - 8/10
  • 8/10
    Diyaloglar - 8/10
  • 9/10
    Kostüm-Dekor - 9/10
7.8/10

Özet

+Aralara serpiştirilen detaylar
-Her seferinde aynı eksileri yazmaya geek yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Pin It on Pinterest